Ekran Yönetimi – Ergonomi Yaklaşımı

Oyalanmak için 5 inç telefonla oynayan çocuklar gibiyiz. Hayatımıza giren dijital ekranlar arasında oyunumuzu bitirmeye çalışıyoruz.

Yetişkinleşmeyle aslında çocukluk oyunlarından koptuğumuzu değil şeyleri oyunlaştırdığımızı görebiliriz. Yetişkin beyinlerimiz daha kompleks simüle yetenekleriyle daha karmaşık oyunlara yöneliyor. Gamification of Things yerine Gamification of Life‘ı yaşıyoruz.

Teknolojik aletlerimizin ekranları, onları kullanım amacına göre kullanmadığımızda ergonomik olarak bize yük oluyor. Ayrıca taşınabilir cihazlar trende uyarak büyüyen ekranlarıyla taşınabilirliklerini terk ediyor.

Bu yazıda teknolojik aygıt kullanırken ekran yönetimi yapmanın gerektiğinden ve ekranların tasarımsal mükemmellikten yoksun olduklarını okuyacaksınız.

Tüketici, economicus veya ne istediğini bilen kişi değildir. (Bakınız; davranışsal ekonomi) Bu sebeple ekranı(screen) olan bir şey alırken cihazın işlevselliğini ön planda tutamayabiliyoruz.

Ekran yönetimi, alacağımız cihazları ne amaçla kullanacağımıza bağlı. Öncelikle cihazları kullanım amacına göre kullanmalıyız. (Üretim amacı ile kullanım amacı size göre uyuşmuyorsa kendi amaçlarınızı ve beklentilerinizi belirleyebilirsiniz. Yani amaçları hackleyebilirsiniz.) Sonra kullanımınızı en ergonomik hale getirmelisiniz.

Bir case(vaka) olarak, ekranı olan tablodaki cihazlara sahip olduğunuzu var sayın.

Cihaz Kullanım Amacı
Kindle kitap okumak
iPhone mobil kullanım
iPad etkileşimli kullanım
Laptop ev içinde taşınabilir kullanım
Ultrabook taşınabilir kullanım
Masaüstü bilgisayar ergonomik ve sabit(taşımak için olmayan) çalışma bilgisayarı
Televizyon seyirlik görüntü
  • Kindle:
    • Kindle kullanırken ayaktaysan Kindle’ı tutmakla ilgili statik yorgunluğun olacak. Bunu azaltmak için 10 dakikada bir Kindle’ı tuttuğun elini değiştir. Otobüsteysen, düşey demirlere tutun veya yaslan.
  • iPhone:
    • iPhone’a baktığın süreyi azaltman lazım. Bunun için arkada açık olan uygulamaları kapatma ki uygulamalar tekrar açılırken daha hızlı açılsın.
      Android’in arka plandaki uygulamalara yönelik performansı iOS’la aynı mıdır bilmiyorum.
    • Uygulamaları klasörlere koy hatta uygulamalar tek bir ekranda olsun. Ekranlar arasında geçiş yapmak gibi zaman kaybettirici bir şeye izin verme.
    • Pocket(veya InstaPaper gibi uygulamalar) uygulamasından bir yazı okumuyorsan, ekrana 30 saniyeden fazla bakma.
    • Saate bakmak için telefon kullanma.
  • iPad:
    • iPad kullanırken Smart Cover kullan. Hatta Smart Cover’a o kadar para vermeye gerek yok. Daha ucuz ve daha işlevsel tutucu kılıflar da var. Ama esas olan şey iPad’in göz hizasında olmasıdır.
      laptop: Hantallaşmış ve kalın gövdesiyle bilek ağrılarına sebep olan bu bilgisayarı daha az kullan.
  • ultrabook:
    • Lütfen masaüstü kullanım dışında kullan. İncecik gövdesiyle yazı yazmak için ergonomik olsa da ekranı göz hizasında olmadığı için tam ergonomik değil.
  • masaüstü bilgisayar:
    • Taşınabilen cihazlarınla senkronize olsun ve evdeyken, ofisteyken masaüstü bilgisayar kullan.
  • televizyon:
    • Monitor olarak kullanma. Belki dashboard olarak kullanabilirsin.

Cihazların amacına uygun olmayan isteklerimiz de oluyor. Mesela, film izlemek için ya da oyun oynamak için daha büyük ekranlı bir telefon istemek gibi. Amacına aykırı olduğu için bu kullanım sürdürülemez. Çünkü telefonun doğru(ergonomik) kullanımı için ekran göz hizasında olmalıdır. Bir şey okurken veya bir şey izlerken ekranın göz hizasında olmaması gibi bir lüks yok.

Telefon kullanımını ergonomikleştirmek için telefon tutucu kullanabilirsiniz. Direksiyona, cama, masaya ve her yere tutunabilecek tutucular var.

Ergonomik Masaüstü Bilgisayar Kullanımı (Göz-Monitör ve Dirsek-Klavye hizasına dikkat edin)
Ergonomik Masaüstü Bilgisayar Kullanımı
(Göz-Monitör ve Dirsek-Klavye hizasına dikkat edin)

Laptop kullanmak da aynı şekilde rahatsız edicidir. Çünkü klavyenin dirsek hizasında olması ve aynı zamanda ekranın göz hizasında olması gerekir. Bu yüzden laptop kullanırken bakılabilecek en ergonomik alanlar laptop ekranının üst kısımlarıdır. Alt kısımlara bakarken baş hareketleri azaltılmalı, göz hareketleri tercih edilmelidir. Alt menü çubuğunu sağ veya sol kenarlara almak iyi bir tercih olabilir. Spotlight Araması kullanmak ve uygulamalar arası geçişte klavye kısayolu kullanmak alt kısımlara daha az bakmayı gerektirecektir.

Ergonomik Laptop Kullanımı (Göz hizasını ayarlamak için tutucu gerekiyor)
Ergonomik Laptop Kullanımı
(Göz hizasını ayarlamak için tutucu gerekiyor)

Tablet cihazlar da hangi amaç için aldığınıza pek de bağlı olmaksızın destekleyici bir kılıf, tutucu, stand ile daha iyi kullanılıyorlar. Tek elle telefon tutmak zorlaşırken, tabletleri(özellikle 6 inçten büyük olanlar) iki elle tutmak bile yorucu olabiliyor.

Boyun eğilme açısı arttıkça boyna ilave yük biner.
Boyun eğilme açısı arttıkça boyna ilave yük biner.

Telefon kullanırken boynu eğerek bakmak(yukarıdaki görsel) yaygınlaştı. Ekranı göz hizasında tutmak istediğinizde uzun süreli kullanım için yorucudur. Çünkü telefonu sabit tutmak dirsek-omuz arasındaki kaslarda statik yorgunluğa sebep olur. Statik yorgunluk, dinamik yorgunluğa göre daha hızlı gerçekleşir.

Endurance
Uygulanan kuvvette ani bir düşüş(yorgunluk) gözleniyor.

Telefon teknik servisinde çalışan biriyle konuştuğumda, benden bir telefonun en çok hangi kısmının hasar aldığını tahmin etmemi istedi. Ben de “batarya bozuluyordur” dedim. Ama teknik serviste bir telefonun ekranı, en fazla değiştirilen parçaymış. Büyüyen ekranları tek elle tutmanın zorlaşması ve telefonla geçirilen vaktin artması, ekranın hasar almasına en büyük sebep.

Tek Elle iPhone Kullanmak
Apple bir zamanlar elinizin her yere erişebileceği telefonlar yapmayı önemsiyordu. Görünüşe göre Apple bu akımdan kaçamamış.

Büyüyen ekranları verimli kullanmak için ekranları nasıl tuttuğumuzla ilgili UXmatters‘da çok güzel bir makale var.

Makaleye göre(mutlaka bir göz atın) cradling kullanımı iki elle yapıldığında bilek için en uygun kullanım oluyor.

Cradling Phone Two Hand
Cradling (Görsel UXmatters’dan alınmıştır.)

Kindle Güncellemesi isimli yazımda cihazın ışığını açmanın artık daha kolay olduğunu göstermiştim. Cradlinge benzer şekilde ekranı daha verimli kullanmak daha iyi UX tasarımlarıyla mümkün. Ama UX ne kadar gelişkin olursa olsun, kullanımımızın en başında amaçlarımıza karar vermeliyiz. Daha rasyonel kararlar alırsak, daha uygun ve verimli çalışır, daha az yoruluruz.

Reklamlar

Yapılacaklar Listesi Uygulaması: Wunderlist

Daha sonra yapmak istediklerimizi unutmamak için not alırız. Alışveriş listeleri, daha sonra okunacak makaleler, bireysel projeler; hepsi için To-Do uygulamalarını kullanabiliriz.
Bir süredir Todoist kullanmaktaydım. Mac Os sistem açılışında online olmak isteyen Todoist beni alternatiflere yöneltti sonuçta her zaman online olmak zor gelen bir şey. Todoist’ten sonra platform çeşitliliği ve ücretsiz olmaları bakımından any.do ve Wunderlist‘i denedim. Bazı uygulamalar masaüstü ve mobil sürüm için ayrı ayrı satılıyorlar.
Wunderlist’de Çevrimdışı Kullanım
Wunderlist’de Çevrimdışı Kullanım
Bu yazıyı öncelikle To-Do uygulaması için uygun kriterleri bulma amacıyla yazdığımı söylemeliyim. Benim kolay bulduğum kısımlar size zor ve anlamsız gelebilir bu yüzden benim nihai kararım benim amacıma uygundur. Siz de yapılacaklar listesi kullanım alışkanlık ve ihtiyacınıza göre seçim yapabilirsiniz.
Platform olarak iOS ve Mac Os destekleyen bir uygulama benim için yeterli ancak web tarayıcıyla erişebilmek de gerekebilir. Zaten çoğu yapılacaklar listesi uygulaması tarayıcı eklentilerine kadar pek çok sürüme sahip. Benim için gerekli olan iOS, Mac Os uygulamalarının çevrimdışı çalışabilmesi(yukarıda) bir gereklilik. Yapılacak listesindeki maddelere notlar ekleyebilmek ve listenin takvimle senkronizasyonu sevdiğim özelliklerden.
Takvim Akışı
Yapılacak maddelerinizi takviminizde de görmek isterseniz Wunderlist’i Takvim’e bağlamak için Ayarlar’dan “Takvim Akışı”na tıklayıp mail uygulamanıza eklemleyebilirsiniz. Takvim uygulamanız Wunderlist API’ından gelen linki uygulamada açıp, yapılacak maddelerini görüntülemeye başlar.
Takvim'de Wunderlist Eklemlenmesi
Kolay bir kullanıma sahip olması gerektiğini söylememe bile gerek yok. Bu noktada any.do’yu beğenmediğimi söylemeliyim. Any.do’nun minimal gözüken, kocaman bir layoutta büyük bir input alanı olan uygulaması, arayüz sayısını arttırdığı için bir bakışta detaylara hakim olmak çok güç. Daha fazla tıklama ve efektlerle geçişi beklemekten kaynaklanan daha fazla süre ayırmak gerekiyor. İşimizi kolaylaştırmasını beklediğim bu uygulama beni oyalamamalı. Güle güle any.do!
Bazıları any.do’yu gerçekten kullanmayı beceremediğimi de düşünebilir. Ama sezgisel arayüzün yokluğu ve işlevselliğe odaklanmamış tasarımı ile benim kullanımımda UX ihmal edilmiş oluyor.
Todoist’te premium özellik olan not ekleme ve etiket ekleme özellikleri için kısaltmalardan yararlanılabileceğini de hatırlatmak isterim. Yani bir ekip olarak yapılacaklar listesi yönetimine ihtiyaç duymadığınız sürece bireysel kullanımda premium özellikleri kullanmanıza gerek bile kalmayabilir. Örneğin aşağıdaki maddede “Fizik” ve “Kitap” etiketine sahip okuma görevini tek satırda belirtebilirsiniz. Veya “Data Insight Raporunu Paraphrase Etmek”(özetlemek) şeklindeki maddeyi DtIn ve Pph kısaltmalarıyla anlatabilirsiniz. Bireysel kullanım için herkesin bilmesi gereken bir şey kullanmanıza gerek yok.
☐Feynmann Lectures #Fizik #Kitap http://www.url.com
DtIn Report Pph
Ben kısaltmalara gelemem, detaylı notlar da ekleyeceğim diyorsanız Wunderlist’in bunu ücretsiz yaptığını söyleyebiliriz. Wunderlist’le gelen çoğu bireysel kullanım özellikleri diğer uygulamalarda premium.
Ücretsiz olup sağladığı özelliklerin çokluğu, kolay senkronizasyon, basit arabirim, sezgisel kullanımı ile Wunderlist’den memnun kaldım. Sizin de tavsiyelerinizi ve düşüncelerinizi bekliyorum.

Bilim nedir ya da ne değildir?

“Bilim; sevgi, saygı, hoşgörü ve evrensel bir dildir” deniyor. Bilim böylesine abidevi bir tümel varlık mı ki bilime övgüler vermekle yetinilmiyor? Kendine bağlılıklar gösterilen bilim acaba bir sihirli değnek midir?

Bilimin övülmesinin en önemli sebebi bir kaynak olarak üstel artışa sahip olmasıdır. Tabii ki Carl Sagan’ın, Michio Kaku’nun, Brian Greene’nin insanları bilime teşvik eden söylemlerini ve teşvikleri değil bahsedeceğim. Bu yazı bilimin konusu değil, felsefenin ve toplumun konusudur. Dolayısıyla değişken, göreceli ve sosyal bağlamda değerlendirilebilecek ifadeler içermektedir.

Yazı Özeti

  1. “İnsan varlığı üstel olarak artan besin kaynağına bağlıdır”
  2. “Diğer kaynaklar da üstel olarak artmalıdır”
  3. “Bilim üstel bilgi artışı sağlayan/sağlamış bir uğraşıdır”
  4. “Bilim üstel artış sağladığı için övülmektedir”
  5. “Bilimi övmek aslında faydalarını saymak olduğundan, tümel bir bilime yönelik övgü değildir”
  6. “Bilim ürün değil süreçtir”

İnsan tarihindeki ilerlemenin giderek artan(üstel) besleyici kaynaklara ihtiyacı vardır. Çünkü insan nüfusu sürekli -ve çok uzun bir süre öncesinden bu yana- artmaktadır. Bir birim insan nüfusu artışı onlarca belki de yüzlerce birim üretici canlı büyokütlesinin artmasıyla mümkündür. Üretici biyokütlenin barındırdığı enerjinin az bir kısmı bir sonraki canlıya geçer.

Ekosistemde Enerji Aktarımı
Ekosistemde Enerji Aktarımı

Aktarılan enerji giderek azaldığı için besin ilişkisi açısından yılan popülasyonun 1000 katı kadar ana üretici canlı olması lazım. Yılan popülasyonunun artışı için üretici canlıda üstel artış gerekiyor.

Besin meselesi bizim bir meselemiz, sorunsalımız. Çünkü besinlerimiz bizim kaynağımız, varolmamızın gereklerinden biridir ve yediğimiz yemeği bir kaynak olarak görmek mümkün olduğu gibi diğer kaynakları da yemekle eş ve öncelikli tutmamız lazım. Beslenme sorunları gibi insan ilerlemesinin kaynaklarının azalması da düşündürüyor insanları.

Kaynak Bulma Aracı Olarak Bilim

Bilim; bilgi, teknik ve becerilerimizi arttırmış bir insan faaliyetidir. Bilim temelinde ise soru sormaya bağlıdır. Örneğin, topraktan daha fazla verim alabilir miyiz, şeklinde bir soru avcı-toplayıcı insanlar için çok zor bir sorudur ki bu soruyu anlamak ve zihinde canlandırabilmek için ilglili terimler, unsurlar ve bilgiler bildiğimiz ve zihnimizde bulunabilir(available) olmalıdır. Öncelikle toprağın sadece kendiliğinden değil, işlenebilir yapı olduğunu bilmek ve keşfetmek gerekiyor. Bu yüzden toprağa yaklaşmalı, ona dokunmalı ve bir şeyi farklı düşünmeliyiz. Ya da acabalarımız olmalı.

İnsana göre toprak aşkın bir obje olursa ona yaklaşmayı ve onu kullanmayı bile düşünemeyecektir. Toplumda veya bireyde yerleşmiş bir inanç, toprağı aşkın kılıyorsa, toprak işlemeyi düşünmek toprağın aşkınlığını kırmak onun aşkın olmadığını ilan etmektir.
Artık aşkın olmadığı düşünülen toprağı işlemekle yenebilecek besin miktarındaki artış övülmüş ve yapay seçilimle güçlendirilmiştir.

Not: Bilimin veya bilim felsefesini var eden şey bilimin bilgi felsefesine(epistemoloji) dayanmasıdır. Mesela doğrulamacı metoddan yanlışlamacı metoda geçiş bilgi felsefesindeki değişimden kaynaklanmaktadır.

Bilim övgüsünün somut sebebi endüstrileri var eden ve teşvik eden bir oluş olarak bilime ve bilimsel araştırmaya destek istemektir. İlacın, güzelliğin, bilginin ve bilgiye erişimin endüstri haline geldiği bir dünyada yaşarken bunların nasıl mümkün olduğuna yönelik cevap bilimdir. Örneğin güzelliğin, insanın kendi yaşında görünüp doğal olmasıyla ilgili bir söyleme sahip bir kültürde derinin gergin olması üzerine araştırma yapılması beklenemez. Bunun gibi bilimsel araştırmaların neyle ilgileneceğini kültürlerimiz, topluluklarımız ve iş dünyamız söylemektedir. O halde derinizin “x nötricinalı formülle” daha genç gözükeceğini söyleyen firmanın dermatoloji alanında insanları bilime çağırması, “bilim ne güzel şey” demesi beklenir.

“Kârımızı büyüten bilim ne güzel şey” diyorlar. “Bilim bize hizmet ederse (öveceğimiz) bilimdir” diyorlar.

Evrim Ağacı‘nda yayınlanan bir karikatürde bu durum daha güzel görülmektedir. Bilim övgülerimiz bilime mi yoksa bilimin o çekici kıçına mı yani kârı arttıran, güzel sonuçlar veren yanına mıdır?

Bilimin nesini seviyoruz?

Bilimin ne olmadığına yönelik şeyler söylememiz mümkün. Peki bilim nedir?
Bilimin sonuçları bakımından indirgemeciliği ve ilerlemeci görüşü doğurduğu söylenebilir. “Bilim ilerleyecektir”, “Sürekli yeni bir şeyler çıkacaktır” demek gibi ya da “o telefonun kesin daha iyisi çıkacak” diyerek daha gelişmiş teknolojiyi bekliyoruz. Bilimin soru sorma şekillerimizi değiştirdiğiyle ilgili pek az şeyden bahsediyoruz. Gelişen teknolojiyi beklemek, gelecek bir ilüzyonu beklemek gibi bir hale geldi ve bu da bilimi simya gibi bir şey yapıyor. Halbuki bilim kimyadır. Bilime yönelik bilimsel olarak ilerlemeden, gelişmeden veya şaşırtıcılıktan bahsedemeyiz.
İlerlemiş olmak, gelişmiş olmak, şaşırtıcı olmak gibi bir şeyin sonucunu kıyaslayarak söylenebilecek şeyler bilimsel olamaz ve bilimle ilgili de olamaz. Bilim ürünsel değil süreçseldir ve bilim ısrarla ölçülmek isteniyorsa kullandığı epistemelerdeki değişiklikle, sordurduğu sorularla aşkınlığını indirgediği tüm bulunabilirliklerle ölçülebilir.

Not: Kuramsal artışın bir ölçü olmamasının sebebi, kuramsal artış veya (daha doğru bir ifadeyle) kuramsal miktarın epistemeyle ilgili olmasıdır.

Bir şey daha;

Karanlık Çağ

“Bilim x tarihinde y sebebiyle z için durmuştur, gelişmemiştir” demek ilerlemeci görüşün bir yanılgısıdır. Yukarıdaki grafikte noktalı çizgiyle belirtilen artış, “bilim engellenmeseydi oluşacak ilerlemeyi”(!) göstermemektedir. Çünkü o ilerlemeyi sağlayan şey eski bilgi ve metodolojiyle mümkün değildir. Epistemolojik metodun değişmesi gerekmekteydi. Bilimin durduğu söylenen karanlık veya aydınlık tüm dönemler epistemolojik değişiklikleri doğurması bakımından ilerlemeyi mevcut kılan şeydir. Epistemolojinin tarihsel gelişimini bilmeden karanlık çağ yaftalamasıyla bilimsel ilerlemeyi ilerlemesi zorunlu bir obje haline getirmekle Rönesans dönemindeki yanılgıya yani bilimi sonuçsal görmek hatasına düşeriz.

Bilim, sonuçsal değil, sorulama farklılığı sağlayan süreçsel ve tümel bir çatıdır.

Kindle Güncellemesi(5.7.2) ve Kullanıcı Deneyimi

Dün yüklediğim Kindle Paperwhite 2 güncellemesiyle(Amazon’un AWS sunucularında garip bir yavaşlık vardı) cihazım 5.7.2 sürümüne geçmiş oldu.
Arayüzdeki değişiklikler, ana ekrandan başlıyor ve yeni bir fontun(OpenDyslexic) da eklenişiyle beraber tüm görsel kısımlarda deneyimimizi etkiliyor.
Kindle Ana Ekranı
Güncellemeyle Birlikte Gelen Ana Ekran
Ana ekranın sağ üst kısmı olan Reading List de güzel özellik olmuş. Bir nevi kitap okuma To-Do uygulaması da denebilir. Good Reads’te to-read diyerek okumak istediğimizi belirttiğimiz kitapları, Amazon’dan “satın almadan önce bana bir sample gönder” dediğimiz örnekleri ve Amazon’da istediğimizi belirttiğimiz(wish list) kitaplar görünüyor. Olmasını istediğim şey Pocket veya InstaRead gibi okuma uygulamalarının da bu ekranda yer alması. En azından kullanıcı deneyimi açısından.
Okuma Listesi(Read List)
Recommended for You kısmı ana ekranda standart olarak yer alıyor. Bu kısmı görmek istemiyorum dediğinizde ana ekrandan tamamen vazgeçmeniz gerekiyor. Anlaşılan Amazon kitap önerme sistemini(ki daha iyisi yok desek yeridir) tam olarak kullandırmak istiyor ki Palantir gibi veri odaklı şirketlerin en değerli şirketleri oluşturmaya başladığı zamanımızda öneri odaklı yaklaşım vazgeçilmez olacak ve bu örnekteki gibi UI’a etki edecek.
Yeni Home Screen görünümünü beğenmezseniz kapatabilmek de mümkün. Settings -> Device Options -> Personalize your Kindle -> Advanced Options yolunu izleyip Home Screen View kısmını Off yaparak kapatılabilir.
Experimental Browser hala sayfa kaydırma işlemlerinde yavaş. Harici linklere giderken yine çökebiliyor. Bu güncellemede bunu çözmelerini beklerdim. Demek ki Kindle’daki web tarayıcısını geliştirme gibi bir öncelik yok. Hatta köreleceği de apaçık. Sanıldığının aksine ücretsiz internet limitsiz değil ve tarayıcı üzerinden sadece Amazon ve Wikipedia’ya girilebiliyorBir sonraki jenerasyonda web tarayıcı bile koymayabilirler.
Tarayıcı Umulmadık(?) Bir Şekilde Kapandığında
İlginç bir şekilde Kindle, tarayıcı çökünce uygulama “kapandı” yerine “başlatılamadı” diye bir uyarı veriyor. Çöktüğünü kabul mu edemiyorlar?
Menülerde kullanılan yeni sans-serif font eskiden yine sans-serif(?) olan fonta göre daha farklı duruyor. Bunun sebebi eski arayüzdeki siyah bar(çubuk)ın kaldırılarak daha light bir arayüze geçilmiş olması.
Eskiden font boyutlarının arttırılacağı kısım ekranın üstündeyken şimdi alt kısıma gelmiş. Böylece üst tarafa sekmeli bir yapı getirerek yerden kazanmışlar. Zaten font büyütme işlemi pinch-to-zoom ve out hareketleriyle(parmakları yaklaştırma ve uzaklaştırma) de yapılabiliyordu ki daha pratiktir.
Parmaklarımızın(ve bileğimizin) Deneyimi

Ekran parlaklığını açmak Kindle’ımı akşam karanlığında kullanırken yaptığım ilk iş. Parlakılığı açmak için üstteki butona basıp açılan menünün en alt kısmından swype(sürükleme) hareketi yapmak ve sonra menünün alt kısmına(ekranın boş kısmına) basarak(mavi nokta ve oklar) kitaba geri dönmek için elimle yaptığım hareket(kırmızı çizgi) yeni tasarımda çok daha kolay. Böylece yeni Kindle arayüzündeki bu değişikliğin deneyimimle alakalı iyileştirmeler yaptığını söyleyebilirim. Sonuç UI, UX’e göre tasarlanmalı.