4.5G Teknoloji ve Hayat Hızı

Çılgınca “fiberliyoruz” sloganları eşliğinde bir futbolcuyla anlaşarak reklam kampanyalarını yürüten operatörü artık hepimiz biliyoruz. Sokak röportajlarında bir albümün ne kadar sürede ineceğini soran muhabirleri de.
“Bir albümü indirmek ne kadar sürer?” diye bir soru sorulduğunda ne düşünmeliyiz? Özellikle mobil kullanımda bu sorunun anlamı nedir? Bir albümü dinlemek 45 dakika veya bir saat sürecekken tüm albümü bir kaç dakikada veya daha kısa bir sürede indirmek önemli bir şey midir?
Farkında mısınız, bir albümü indiriyoruz ama zapping yapıyoruz, okumak için yazılar biriktiriyoruz ama okuyamıyoruz? Bir dakikada bir yıl içinde okuyamayacağımız kadar kitap indirebiliyoruz. Büyüme yaklaşımı, sürekli büyümeyi ve hızı vurguladıkça biz de bunlara uymaya çalışıyoruz. Hız bize ne kadar gerekli?
Söylemlerin ve kelimelerin ruhundan gerçekliğe yaklaşırken sormamız gereken en önemli soru; hız ne içindir?
“Ne için, neden hızlı olmalıyız?”
Sanat sanat için midir, toplum için midir tartışmasını bu konuya modern bir şekilde uygularsak cevabımız “Hız, toplum içindir” veya “hız, hız içindir” olacaktır. Biri yapmamız gereken şeyi nicelendiren bir cevap, diğeri de büyüme yaklaşımı içerisinde devinen ve hedefine varamayan bir cevap.
Ülkemizde yaşanan 4.5G(LTE) geçişinden sonra hız konusunun daha da önem kazandığını söyleyebiliriz. Daha hızlı teslimat istiyoruz, daha hızlı müzik indirmek, daha kaliteli film izlemek. Hakkımız; isteriz!
İsteriz ama unuttuğumuz en büyük şey, daha yüksek çözünürlüklü izlediklerimizi artık daha kalitesiz izlememiz. Eğer bir kişi cep telefonundan klip/video/film izlerken boynunu eğmeden izleyemiyorsa ergonomik olarak kalitesiz bir iştir bu.
Ne kadar ilginç; kimse izlediği şeyi ergonomik olarak izlemek için gayret etmezken, videonun kalitesini dert ediyor!
Hız arayışımız teknolojiyle doğrudan alakalı değil. Bu topraklarda 200 yılı aşkın bir süredir aktiflik/pasiflik, etkenlik/edilgenlik söylemi devam ediyor. Şu sözü duymuş olmalısınız;
Biz sanayi trenini kaçırdık, Sanayi 4.0 ile yakalayabiliriz.
Görünüşe bakılırsa son model telefon satmaktan ve 4.5G paketi üretmekten başka bir teknolojinin gündem olmadığı ülkemizde galiba 4. treni de kaçıracağız. İşte bu yüzden teknoloji kilit bir öneme sahip. Hala büyüme yaklaşımındaki hız unsuru olarak bakıyoruz teknolojiye. Halbuki teknoloji, bilimsel bilginin pratik amaçlar için kullanılması anlamına geliyor. Sözlüklerimiz bir ekleme de yapıyor bu tanıma; “özellikle endüstriyel kullanımda”.
Bilim felsefesi varken neden teknoloji felsefesi olmasın? Baskın algımız büyümeye hizmet eden bir teknolojiden yana ve bunu eleştiren onlarca söylem var. Teknolojiyi var eden inovatif çözümlerin, kar güdüsünü besleme odaklı oluşunu eleştirenler, sosyal inovasyon kavramını öne sürenler ve şehirli yavaş yaşamı savunanlar bu felsefeye bir temel oluştururuyor. Sürdürülebilirlik kavramı ve büyüme eleştirmenleri de bu felsefenin duvarlarını örüyor. Çünkü sürdürülebilirlik veya sürdürülebilir tarım, endüstriyel tarıma kıyasla daha fazla doğal dengenin ve doğal döngünün olduğu bilgi birikimini kullanmayı gerektirir. Endüstiyel olanın yaptığı şey, basit höristikleri(kısa yol) sürdürmek! Endüstriyel mantık “ne kadar x o kadar y derken” sürdürebilir olan x ve y arasındaki doğrusal veya direkt ilişkisel olmayan tüm potansiyel ilişkileri ele alır ve bunu pratik amaçlar için yapar. Tanım gereği teknoloji budur. Mevcut teknoloji mekanizması höristikleri sürdüremez!
Teknolojide höristik çağından rasyonel çağa geçiş yakın!
Hız, hız, hız… Hız için olan hız! Nereye kadar? Çözüm var mı ya da bir alternatif?
Belki endüstriyellikten ve seri üretimden uzak, yavaş yaşamayı, yavaş üretmeyi savunmak. Slow(yavaş) hareketinin bir aktivisti olmanız değil beklenen. Tek istediğimiz şehirli kimliklerimizle biraz düşünmemiz. Bu hız mekanları, şehirler, varoluşumuzu nasıl etkiliyor?
Şehirli kimlik ifadesini Fikir Sahibi Damaklar’dan aldım. Fikir Sahibi Damaklar, yavaş besin hareketinin Türkiye ayağında güzel işler yapar ve der ki; Fikir Sahibi Damaklar, öncelikle “şehirli” bir gruptur. (…) Herkesin içi boşaltılmış bir berekete ikna çok tükettiği günümüzde, aslen, hem şehirli kalıp hem de gerçek gıdalarla hayat kalitemizi yükseltmek mümkündür. Fikir Sahibi Damaklar bilir, şehirli insan tercihini gerçek gıdadan yana yaptığında üretim de iyi, temiz ve adil olacak ve torunlarımıza miras bırakacağımız dünya ancak ve ancak böyle mümkün olacak.
 
Yavaş hareketinin önemli isimlerinden Guttorm Fløistad, hareketin adının uyuşukluk anlamı taşımadığını vurgularken, ciddi bir hız ve modern yaşam eleştirisi yapmış oluyordu.
Kesin olan tek bir şey her şeyin değiştiğidir. Değişimin ivmesi artıyor. Hayata tutunmak istiyorsanız acele etseniz iyi olur. Günümüzün mesajı bu. Ancak temel ihtiyaçlarımızın asla değişmediği herkese hatırlatılmalı. Başkaları tarafından görülme ve takdir edilme ihtiyacı. Aidiyet ihtiyacı. Yakınlık ve itina, birazcık sevgi ihtiyacı. Bu, sadece insan ilişkilerindeki yavaşlıkla verilebilir. Değişimlere hakim olmak için yavaşlığı, tefekkürü ve birlikteliği yeniden edinmek zorundayız. Bu noktada gerçek bir yenilenme hissedeceğiz.
Guttorm Fløistad
Teknolojinin varoluşumuzda devrimler yaratacağı bir gerçek. Bilmemiz gereken şeyse hız arayışının endüstri devriminden önce başladığıydı. Hız arayışının belki de en ilkel örneği kamçılamaktı.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s