Zinciri Nasıl Kırdım?

Don’t Break the Chain, “Zinciri Kırma” yaklaşımı günlük veya haftalık hedelerinizi listeleyerek karşılarına, onları yaptığınız zamanlar için X işareti koyduğunuz ve bu X’lerin birleşerek(XXXXX…) bir zinciri oluşturduğu bir yöntem.

Bir aydan uzun süredir güzel kazanımlar edindiğim “Zinciri Kırma” uygulamasında başarısız olmaya başlamıştım. Bugün fark ettim ki bu başarısızlığım geçen hafta olan yoğunluğum sebebiyle değildi. Geçen haftaki yoğunluğum sadece bunun açığa çıkmasını sağladı.

Bence başarısızlığımın ilk nedeni günlük hedefler arasında yeterince farklılık sağlayamamaktı. Bazı öğeler orada sadece işaretlenmiş olmak için bulunuyordu.
Hedefler açık ve net olmalıdır. “X yerine Y yaptım, Y’yi yaptığım için X’i yapıldı olarak işaretleyebilirim.” dememek için basit ve emir kipinde ifadeler kullanılmalı. İfadeler emir kipinde olunca ödül/ceza dengesinde ceza daha göze çarpan ve ödül göze çarpan olmaya başlıyor. Bu noktada Taylor Singletary‘nin Writing Great Documentation yazısı dikkat etmemiz gereken noktaları özetliyor. “Zinciri Kırma” yaklaşımının self-documentation tarafını unutmayalım.

Ara Not: Self-documentationa karşılık olarak ne bulabiliriz? Öz-Belgeleme? Öz-Kılavuz?

İkinci sebep gerçekçi olamamak. Ögelerimden birisi günde 1 kelime öğrenmekti. Teorik olarak basit ama uygulama olarak zor bir madde bu. Öncelikli gereksinim kelime akışının olmasıdır. Yani her gün bir kelime hedefi için her gün bir kelime bulmanız ya da böyle bir hizmet almanız gerekir. Bu noktada hedefi büyüttüm ve bir kelimeden bir cümleye geçiş yaptım. Cümle çalışmaları yapmak kelime çalışması yapmaktan daha efektif, belki de bu sebeple böyle bir genişletme yaptım. Ayrıca doğal dil öğrenme sürecine çok yakın oluşu da önemli; ana dilimizi taklit ederek öğreniyoruz, yabancı dili de böyle öğrenebiliriz.
İşin arkaplanında GoodReads’ten günün sözü RSS’sini IFTTT üzerinden Evernote ile eşledim.

Devam eden bu sürecin gerçekçi olmamasının sebebi günümü planlayamamamdı. Belki de gün planım değişince yeterli esnekliği sağlayamamıştım. Planlarım esnek değilken, her gün yapılması için esneklik gerektiren bu ögeyi yapabileceğimi düşünmek gerçekçi olmadığımı gösteriyor.

Son olarak söylemem gerek şey, bu tekniğin performans göstergelerinin(KPI) ne kadar başarılı olduğu değil ne kadar davranışa veya rutine dönüştüğüdür. Eğer benim gibi planlama krizleriyle karşılaşırsanız bunu bunalım kavramıyla/teorisiyle açıklamayı deneyebilirsiniz ya da en başta bazı tanımları yanlış yaptığınızı fark edip itiraf edebilirsiniz.

Bu yazının çok iddialı bir yazı olmasını istemem. Ama aynı şey uluslar ve ülkeler için de geçerli. Kriz durumlarını bunalımla açıklamak mümkün. Hatta bunu geniş bir siyasi saha için başarıyla tanımlayanları görebiliyoruz.
Önerdiğim alternatif kavram herhangi bir nesneye veya fikre nihailik adamıyor. Her şey amaca yöneliktir. Öyleyse bir şey yapılırken her zaman o şeyin “ne için?” olduğunu sormalıyız. Eğer o şeyin iç göstergeleriyle devam edersek, o şeyin içinde bulundukça miyop kalacağız. Levitt’in Marketing Myopia yaklaşımı, “that businesses will do better in the end if they concentrate on meeting customers’ needs rather than on selling products” önermesini vurgularken bahsettiği şey de esas olanı, odağı, nisbeti kaybetmemekti.

O halde bir şeyi davranışa dönüştürme amacını taşıyan bir yöntemin ne kadar başarılı olduğu sayısal(niceliksel) ölçümlemeyle gösterilemez. Ancak niteliksel veya derecelendirilmiş niteliksel(bulanık mantık) olarak ve davranışa dönüşme bakımından incelenebilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s