Yedekleme

Teknoloji geliştikçe daha fazla şey için risk almaya başlar olduk. Aldığımız riskler aslında sağlam temellere ve planlara dayandığı için risk olarak görmek sadece dışarıdan bakanların özelliği. Mesela elektronik bankacılığın aslında çok büyük bir risk olduğunu düşünenler ve buna karşılık arkadaki bilişim sisteminin sağlamlığını bilen, tasarlayan mühendisler var. Mesele arkadaki sağlam şeylerin çökmesini sağlayabilecek sebeplerin tekleşmesi.

Dijital tüm sistemler, geldiğimiz noktada, çok çeşitli sebeplerden değil sadece birkaç sebepten çökme ihtimalini taşıyor. Sistemlerin başarısız olma ihtimalleri çok büyük bir miktarda azaldı. Kalan birkaç sebep, IT direktörlerinden son kullanıcıya kadar bilinen ve önlem alınan bir duruma geldi. Örneğin, veri yedeklemeleri ve güç kesintisini önlemek için tasarlanmış cihazları hem büyük firmalar hem de son kullanıcılar kullanıyor.

Hızla süren dijitalleşme sonucunda başımıza bir şey geldiğinde geriye hiçbir kaydımızın kalmayacağını düşünenler var. Eğer bu düşünce takıntı derecesine gelirse tüm dijital verilerini kağıtlara, filmlere ve belki taşlara dökmeye çalışan kişilerle karşılaşacağız demektir. Bu korkuları az da olsa paylaşanlardan biriyim. Bir arkadaşımın harddiskinde depoladığı şeyleri gördükten ve büyük bir internet kesintisi yaşadıktan sonra acaba en temel online hizmetlere erişemezsem neler olur, diye sordum. Cevap online içeriği yedeklemek. Sonra da dosyaların tutulduğu yeri sağlama almak.

Python’la webden içerik çekmek, websitesinde yazı halinde duran bir kitabı epub haline getirmek, fotoğraflardan bir arşiv oluşturmak gibi web scrap projelerine başladıktan sonra sürekli devamı gelmeye başladı. Gittikçe artan isteklerim ve gelen istekler doğrultusunda, web scrap işlerinde kullanabileceğim değişik araçlar denemeye başladım. Değişik araçlar kullandıkça yapabileceğim şeylerin de farklılaşabileceğini gördüm.

Kişisel Verimlilik Rehberi

Tricina Elliker’in The Ultimate Guide to Personal Productivity Methods yazısında 13 tane verimlilik metodundan bahsedilmiş. Kanban, zamankutusu, pomodoro, zinciri kırma, yapılacaklar listesi yöntemleri uygulamış, biyolojik zaman yöntemini kısmen denemiştim. 13 metodu da denemeye çalışıp, sonuçları gördükçe yazacağım.

Aşağıdaki tabloyu Elliker’in yazısından derledim. Türkçeleştirme yönünde bir tavrım yok. Blog dilimin Türkçe olması sebebiyle çevirmeye çalıştım. Hoş olmayan çevirileri nasıl düzelteceğimi bildirirseniz hoş olur. Eisenhower matrisini yazarken içime sinen bir karşılık bulamadım. O yüzden İngilizce kaldı.

Siz de “Kim İçin” sütunundan faydalanarak kendinize uygun yöntemleri görüp, deneyebilirsiniz.

Metod Tip Zaman Kim İçin
Kişisel Kanban Görsel, somut düşük Fazla projeye başlayıp azını bitirebilenler
Eating Live Frogs soyut düşük Ertelemeyle mücadele edenler
Must, Should, Want soyut, görsel orta Çok sayıda işi önceliklendirmesi gerekenler
SMART soyut orta Büyük bir projenin ön aşamalarında olanlar
Aksiyon soyut orta Yaratıcı fikirleri aksiyon alınabilir yapılacaklar listesine dönüştürme ihtiyacı duyanlar
Zamankutusu görsel, soyut düşük Gün içinde küçük işleri olanlar ve birden çok önemli işi olanlar
Biyolojik Zaman soyut, görsel yüksek Veriyi ve deneyi seven ve maksimum verimlilik için günlerini optimize etmek isteyenler
İşleri Bitirmişlik soyut, görsel, somut orta Sorumlu olduğu işler başından aşkın ve bunları organize etmek isteyenler
Pomodoro soyut düşük Yeterince zamanı olmayan ve ilgi dağınıklığı eğilimi olanlar
Zinciri Kırma görsel düşük yeni günlik rutin/alışkanlık kazanmak isteyenler
Eisenhower Matrisi görsel orta Like graphs, have trouble seeing things in black-and-white, and would rather prioritize.
Çevik Sonuçlar soyut orta Hedef odaklı, kompleks projeler çalışıp, zaman çizelgesi tutması gerekenler
Yapılacaklar, Yapılmayacaklar Listesi soyut orta Geçmiş hataları yapmaktan korkanlar veya verimliliği kötü etkileyen alışkanlıkları olanlar

Müzik Dinlemek; Challenge!

Müzik dinleyen biri değilim hatta müziği anlamlı bile bulmam. Kalabalıklar içinde “ne yapıyorsunuz siz?” sorusu içimde ancak kalabalıktan biri gibi görünmek adına sormuyorum bu soruyu.

Müzik dinleyenler, ne yapıyorunuz siz?

Kendimi challenge etmeye karar verdim. Cuma günü Santralİstanbul‘daki One Beat İstanbul finaline gittim.

OneBeat birbirini hiç tanımayan müzisyenleri bir araya getirip beraber müzik üretmelerini sağlıyor. Müzisyenler aynı enstrümanı çalmıyorlar, aynı müzik anlayışıyla da yetişmemişler. Ama aynı müziğin enstrümanları ve parçası oluyorlar. Geleneksel ve modern, müzik ve müzik araçları iç içe giriyor. Hiç tanımadığınız insanlarla bir araya gelip diyalog geliştirebilmek ve hatta bir ürün çıkarabilmek, bu heyecan verici bir şey değil mi?

Müzik ortaya koymak amacıyla kimliğinizi bırakıp ortaya bir şeyler koyabilirsiniz. Alttan almak, hoş görmek gibi şeylerle ifade ettiğimiz birleştirici(!) motivasyonlar da bizim bir arada kalmamızı sağlar. Daha fazla kimliksizleştikçe daha çok uyum başlar. Ya da uyum için kimlikleri katarsınız. Kimlikleri kabul edersiniz. Kimlikler bütünün bir parçası haline gelir.

Öyleyse birlikte başarmak ve uyum için iki yol var; kimlikleri indirgemek ve kimlikleri dahil etmek(inclusivism).

OneBeat’te müzisyenler kendi anadilleriyle vokaldeydi, kendi geleneklerinin enstrümanlarıyla sahnedeydi, kendi şarkılarıyla birlikteydi. Kimse kimliğini gizlemedi. Kitapçıktaki tanıtımda müzisyenler İstanbullu, Kobanili, Amerikalı; ud çalan, kabak kemane çalan, viyolonsel çalan; piyanist, vokalist, besteciydi. Kürtçe, Ermenice, Türkçe, İngilizce ve lisani olmayan müzikler yapıldı. Bu açıdan bakınca buradaki müzisyenler kimliklerini indirgeyerek ya da kendilerini uyuşturarak yapmadı bunu. Kimlikler müziğe dahil oldu. Birlikte başarmayı başarmış olabilirler.

Ne diyorum ben? Galiba öylesine güçlü ve legal bir uyuşturucu hakkında konuşuyorum ki beni de uyuşturuyor. Ve kimse müziğin bir uyuşturucu olduğunu söyleyemiyor. Uyuşturucuyu yasaklayanlar neden müziği yasaklamaz? Sağlığa mı zararlı değil? Yasaklanan bütün uyuşturucular sağlığa mı zararlı?

Galiba müzik dinlememek konusunda yaklaşımım değişmeyecek. Özellikle endüstriyel bir müzik anlayışını benimseyeme. Bunlara rağmen OneBeat’teyken iki şeyi farkettim;

  1. Müzik zaman yaratıcı bir şey olduğu için zihniniz o anda bağlantıları tekrar kurar. Bu açıdan uyku halini uyanıkken yaşatır.
  2. Müzik dinlemek ve müzik izlemek ayrı şeylerdir. Faklı sanatçıların veya bir orkestranın müziğini izlemek için mekan değiştirirsiniz ve zaman ayırırsınız.
    Müzik gerçekten iyi bir şeyse izlenen bir şeydir. Müziği kötü yapan şey ise endüstriyel olmasıdır. Yani kaydedilmiş, dijital ve sadece ses olan müzik…

OneBeat misyonu doğrultusunda birlikte başarıyor. Bu müziğin bir özelliği değil. Ama bu örnekten yararlanarak diğer alan ve disiplinlerde de birlikte başarmayı ayağa kaldırabiliriz.