Sürdürülebilir Olma Mecburiyeti

Sürdürülebilir Markalar etkinliğinde aldığım sayfalarca notu bloglaştırmayı hedefledim. Etkinliğin konsepti the power of and yani ve’nin gücüydü. Yani sürdürülebilirliği paydaşlarla birlikte sağlamanın gücü. Bu başlık altında olmasa bile aldığım notların blog yazısı olarak geri geleceğini söyleyebilirim.

Sürdürülebilirlik, sürdürülebilir olamayan bir firma için kabustur. Ürünlerin çevre dostu olması için ciddi yatırımlar gerekir. Ürünleri sürdürülebilir yapmak için koskoca bir tedarik zincirini değiştirmeniz veya evriltmeniz söz konusu. O halde firmalar neden sürdürülebilirliğe önem vermeliler?

Çünkü yatırım almak daha kolay.

Dünya’da ve Avrupa’da bazı büyük fonlar, şirketlerin sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik yaklaşımlarını değerlendiriyor. Sürdürülebilirliğe önem veren firmalar, vermeyenlere göre daha fazla büyüyor.

Aslında anlamak çok kolay. Bir fon yatırım yaptığı şeyin büyümesini ister. Yatırımcılar burada büyüme ile sürdürülebilirlik stratejileri arasındaki korelasyona başvuruyor. Sürdürülebilir olanlar(?) ortalama %4 büyürken, sürdürülebilir olamayanlar(?) %1 ve altında büyüyorlar. Korelasyonları sevenler için bulunmaz nimet.

Not: Sürdürülebilirliğin nitelik olduğuna inanırım. Ama mevcut literatür sürdürülebilirliği niceliğiyle anar. Sürekli bir oran vererek daha sürdürülebilir olduklarını söylerler. Çünkü daha önce daha sürdürülemez olduklarını söyleyemezler. Buradaki %4 ve %1 oranları firmaları sürdürülebilirliğe verdikleri öneme göre kıyaslıyor. Daha sürdürülebilir; daha kârlı. Mı?

Çünkü müşteri bulmak kolaylaşıyor.

İnsanların %65’i “sürdürülebilirliğe önem veren firmanın ürünlerini tercih ederim” diyor. Gerçi sadece anketlere öyle söylüyorlar. Ama yerimize gelen genç nesil bu konuya daha fazla önem veriyor. Z kuşağının en yaşlı bireyi şu an 17 yaşında. Bu birey 5 yıl içerisinde aktif ekonomiye katılarak, firmaların geleceğini tüketim davranışıyla belirleyecek. Sayılar gösteriyor ki sürdürülebilir olanı tercihimizde daha dürüst olmaya başladık. Yani %65 rakamı gerçekleşmeye başladı.

Çünkü sürdürülebilirlik bugünün trendi.

Sürdürülebilirliğin doğal olanla özdeşleştiği kısmen doğru. Sürdürülebilirlik her şeyden önce bir çevre aktivizmidir; Dur bakalım, çevreyi kirleterek, kaynakları kurutarak varlığını sürdüremezsin! Kendini değiştirmelisin.

Çevreye önem veren, çevreci veya yeşilist ya da ne derseniz; bu insanlar sürdürülebilirliği doğurdu. Her akım gibi tepkisel olarak vücuda gelen sürdürülebilirlik, elinde pankart taşıyabileceğini hayal bile edemediğiniz, kurumsal kişiliklerin ağzından düşmemeye başladı.

Neden, ne kadar sürdürülebilir olduklarını anlatmaya doyamıyorlar?

Bence, sürdürülebilirliğin pazarlama aracı olmasının etkisi var. Sonuçta kimse çevre düşmanı değil, çevreye saygılı olanlara imreniyoruz; az ya da çok. Bu da bu konuyu ister istemez bir pazarlama ögesi yapıyor.

İkinci sebep gittikçe önemi artan şeffaflık anlayışı. Şeffaf olmak, idari yönetimden, kaynak tüketimini ve karbon salınımını açıklamaya kadar çeşitli noktalara dokunan bir yaklaşım. Şeffaflığın da bir araç olduğunu hatta mercek altındaki kişi ve kurumlar için bir zorunluluk olduğunu biliyoruz. Bu noktada sürdürülebilirlik ancak şeffaf bir varlığın sözünü edebileceği bir şey. Sürdürülebilir olduğunuzu söylüyorsanız, karbon salınımınız ve çevre kirliliğiniz hakkında teminat veriyorsunuz demektir. Bu teminatın sınanabilmesi için de şeffaf olmanız lazım.

Çünkü sürdürülebilirlik itibar katar.

Bazı firmalar skandal görüntülerle gündeme gelir. Bunun sebebi genellikle bir süreci hızlandırmak(veya endüstriyelleştirmek) için kuralların ihmal edilmesidir.

Sürdürülebilirlik mevcut yaklaşıma göre(Birleşmiş Milletlerin önerdiği ve literatürde hakim olan) sosyal boyutları da olan bir konsept. Sürdürülebilir kaynak yönetiminin yanında sürdürülebilir insan kaynağı yönetimi de aynı önemdedir. Çoğu firma insanlara yönelik yaklaşımına sosyal sorumluluğu da ekler. Çünkü toplumu iyileştirmek daha sürdürülebilir insanlar(kaynak olarak insanlar) için bir adımdır.

Eğer insanlara önem verirseniz daha itibarlı olursunuz. En azından itibar kaybınız azalır. Günümüzde anlık ve kalıcı itibar kayıpları yaşanırken, itibar anlık ve geçici kazanılmaktadır. Sürdürülebilirliğe önem verirseniz ve toplumsal sürdürülebilirlik yatırımları yaparsanız, kalıcı itibar kazanabilirsiniz.

Çünkü sürdürülebilirlik yarının zorunluluğu.

Reklamlar

One thought on “Sürdürülebilir Olma Mecburiyeti

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s