Design Thinking’e Geçiş

Tasarım odaklı düşünmek, hangi isim altında yaparsak yapalım, istek ve katılımımızı arttıran bir eylem. Felsefi sorunsallara kolayca değinebiliriz ama sade ve bir bakışta anlaşılması gereken şey; “anlaşılmak”

Bireysel düşünce yürütmede aklın yanılabileceği yerler için başkalarına sorarız. Onların aklının takılacağı yerde de mantık yürütme ilkeleri koyarız. Bunların hepsi daha kapsayıcı bir anlayış ortaya koymak için.

Design Thinking de tasarım odaklı düşünmenin sistematize olmuş son trendlerden biri. Design Thinking Turkey grubunun ilk buluşmasında Sinan Özdemir‘in beni ilhamlandıran sunumu buradan paylaşmaktan memnunum.

Bu gönderinin başlığını “Design Thinking’e Giriş” olarak yazmak üzereydim. Ancak pazarlamadan, servis ve ürün tasarımına(2.slayt) olan geçişi gözleyebildiğimiz ve hatta deneyimlediğimiz bir zamanda, konuyu tanıtmak yerine işaret etmek daha mümkün, kolay ve kapsayıcı.

İnsanların şeyleri istemesini sağlamaktan, insanların isteyeceği şeyleri yapmaya olan geçiş

Daha kapsayıcı ve birleştirici düşünebilmek için…

 

 

Liderlik Karnesi

Gönüllüsü olduğum liderlik okulunda aldığım karnem üzerine daha önce hiçbir karnemde olmadığı kadar düşündüm. Notlarım zayıf olduğu için veya sınıf tekrarıyla ilgili bir durumdan dolayı değil.

Karnemizi veren kişiler aynı liderlik okulunda bulunan arkadaşlarımız. Yani notumuzu onlar verdi. Ben de arkadaşlarıma not verdim. Bu yönüyle karnem, aslında arkadaşlarımın hakkımda ne düşündüklerini ya da teoriyi ne kadar pratikte uygulayabildiğimi gösteriyor.

Karnemde düşünmeme en çok neden olan şey -aşağıda derslerin de adından görebileceğiniz gibi- içselleştirdiğim ve içselleştiremediğim, gelişimimle ilgili ve kişisel yetkinliklerim.

Karnede hangi dersler var?

  • Envision
  • Challenge
  • Cut
  • Feedback’e açıklık
  • Inner Discipline
  • Enable

Biraz daha Türkçeleştirirsek;

  • Vizyon
  • Meydan Okuma
  • Cut Edebilmek(?)
  • Geribildirime açık olmak
  • İç Disiplin
  • Dahil Edicilik

Bu altı derse, ders yerine “yetkinlik” diyoruz. Yani bir liderde bu altı yetkinliğin olması gerektiğini söylüyoruz.

Bir lider,

  • başkasının göremediğini görüp, başkalarının da farklı görmesini sağlar.
  • yeni fikir önerileriyle gelip, farklı şeyler dener.
  • zihni berraktır ve önceliklere -önceliklendirme- sahiptir.
  • fikrini sahiplenmez, geri bildirimleri kabul eder ve hatta geri bildirim ister.
  • sözlerini yerine getirir, inandıkları, düşündükleri ve yaptıkları tutarlıdır.
  • Birlikte başarır bunun için ekibini yetki ve sorumluluk vererek işe dahil eder, güvenir.

Liderlik okulunda gönüllü olmak da ne demek? En sık sorulan sorulardan biri de bu.

Liderlik okulunda gönüllü olmak, tamamen okulumuzun müfredatıyla ilgili. Derslerin yapıldığı yer -buna saha diyoruz- sivil toplum projelerimizi gerçekleştirdiğimiz yerler oluyor. Yani sivil toplum projeleri gerçekleştirirken, liderlik eğitimimizi gerçekleştiriyoruz. Bir çeşit laboratuvar gibi. Teorik eğitimle beraber, deney tüplerini elimize aldığımız bir laboratuvarımız var.

Açık Kaynak, Şirketlerin Dönüşümü ve Robomongo’nun Gelir Modeli

Geçen sene E-İşletme Yönetimi(E-Business Management) desini aldığımızda, ödev olarak “açık kaynak hareketi”ni anlatmıştık.

Konuyu anlatırken bir yandan açık kaynak akımının büyüklüğünden, bir yandan da businessla olan bağından bahsediyorduk. Amatörce gerçekleşen sunumumuzda açık kaynak, açık erişim, açık donanım, açık veri, açık bilim(bir zamanların efsanesi, online dergimiz Açık Bilim‘e özlemlerimizle…) gibi konulara değinmiştik.

O gün galiba açık kaynağın businessla olan etkileşimini yetkin bir şekilde aktaramadık. Bugün fark ettiğim bir örnek açıklamak için daha iyi bir örnek olacak sanıyorum.

Şu anda geliştirdiğimiz bir proje için MongoDB kullanıyoruz. SQL’e alışık olduğumuz için güzel bir editör arıyorduk ve Robomongo‘yu bulduk.

Ro
Robomongo

Robomongo, çok tatlı, açık kaynaklı, ücretsiz bir uygulama. Geliştiricilerinin emeğini karşılamak adına başlattıkları kampanyada hedeflerine ulaşamamışlar. Buraya kadar özgür yazılım projelerinin kaynak yaratma yöntemi hep böyleydi, yani bağış toplanırdı; adı crowdfunding olmasa da.

Robomongo’nun(başka örnekler de mevcut) yaptığı şey para kazanmak için business’a hitap etmesi.

Robomongo Fiyatlandırma

Robomongo daha farklı ve daha fazla hizmet verdiği business grubu için ayrı bir fiyatlandırma talep ediyor.

Campaign is over, Robomongo is not 🙂

Robomongo kampanyayı geçemedi, gelir modelinde pek de başarılı olmayabilir. Ancak gelir modellerinin değişirken, yazılım satmanın cazibesini kaybetmeye başladığını görüyoruz. Firmalar müşterilerine ya programı nasıl kullanmaları gerektiklerine dair eğitimler vererek, ya SaaS(software as a service) servis sağlayıcısı olarak ya da müşterilerinin verilerini satarak para kazanıyorlar.

Geçen sene konuyu anlatırken, servis sağlayıcılığına değinmiştim. Bu blog yazımda business’a hitap etmekten bahsettim. Belki ileride verilerden para kazanmak üzerine yazabilirim. Zaman geçtikçe açık kaynak, özgür kaynak, FOSS gibi akımların neyi değiştirdiğini daha net göreceğiz.

Vatan Paydaşı

Akraba ziyaretleriyle geçen bir bayram gündemim oldu. İstanbul deyince aklıma gelmeyen ilçelerde, kilometrelerce uzaklarda yaşayan bu akrabalarıma giderken toplu taşımayı tercih ettik. Kullandığım toplu taşıma araçlarını(spot: toplu taşıma kullanalım) bir bir değiştirdikçe(spot: toplu taşımanın en çileli yanı araç değiştirmek olabilir ama sürdürülebilir ulaşım için katlanabiliriz değil mi?), giderek farklılaşan yerleşim yerleriyle karşılaşmaya başladım. Bindiğimiz bir otobüste Türkçe konuşan çok az kişi olması ve Türkçe konuşmayan kişilerin sürekli konuşmasıyla bulunduğum yeri ve toplumu sorgulamaya başladım. Karşılaştığım bu farklılığın zenginlik mi tedirginlik mi yarattığı konusunda düşündüm.

Düşünmemim sebeplerinden biri de yabancı dili konuşan kişilerin Türkiye’deki yaşamlarını ve aidiyet hislerini merak etmemdi. Otobüste konuşulan dil Arapça’ydı. Evet düşünmeme konu olan şey Suriye’den gelen misafirlerimiz ya da vatandaş adaylarımızdı.

Arapça konuşmalarını yargılıyor değilim. Zenginlik ve tedirginlik arasında oluşumun sebebi aslında değişen yerleşim yerlerini görmemle de ilgiliydi. Toplumumuz heterojenken yerleşim yerlerimiz(muhit kelimesi karşılıyor) kendi içinde gayet homojen. Kendi içinde homojen olarak gruplaşmış gruplar, il geneline bakıldığında heterojenliği oluşturuyor.

Homojen-Heterojen bir yapı ve homojen bir yapı
Homojen-Heterojen bir yapı ve homojen bir yapı

Homojen ama heterojen olan bir toplum da savunulabilir, bunda ne var?

Şu var ki, gettolaşan bir kalabalık ancak kendi meseleleri konusunda gündem oluşturabilirler. Böyle bir durumda iki grubun ortak bir mesele hakkında konuşmaları zorlaşır. Hatta bir grubun diğer grup ilgili öneriler tehdit olarak algılanabilir. Gruplar kendi içlerinde kaldıkça, sadece kendileri içinde kalmaya da başlarlar.

Demokrasinin dahil edici tavrına göre bir kesim diğer kesim hakkındaki iyileştirmeye ortak olmalıdır. Bundan ötesi, ortak meseleler için bir araya gelmeleri gerekir. Bu noktada sadece bir öngörüm var; homojen-heterojen olan bir yapıda bu çok zor.

Mesele bir de vatandaşlık olunca, bireylerin her biri vatanın paydaşı olarak söz sahibi olur. Eğer söz sahibi olan kişiler paydaşlığı sadece temsili hak olarak taşıyıp, uygulamıyorsa, bu hakkın varlığından bahsetmek mümkün değildir. Yani yazılı olup, uygulanmayan yasalar gibi.

Hatırlayacaksınız, yazılı ancak uygulamada olmayan bir yasanın kaldırılması ülke gündemine gelmişti. Vatanın paydaşı olmayan kişilere “bu vatanı paydaşıdır” dediğimiz vatandaşlığı bahşetmek, lütfetmek, yazılı-uygulanmayan bir örnek olmaz mı?

Bu blogu 6 yıl önce yazıyor olsaydım otobüsteki kişilerin dilinin Kürtçe olduğunu tahmin ederdiniz. Yakın geçmişte Kürt kökenli vatandaşlarımızın(paydaşlarımız) yaşadığı(ya da onlara yaşatılan) homojen-heterojen durumu gündemdi. Yani paydaş dediklerimizi bile dahil edememişken ya da dahil edişimiz sorunsallığını korurken bunları konuşuyoruz. Şimdi de Suriye’den iltica edenler için aynı şeyi konuşuyoruz. Çünkü bu halklardan ve kişilerden bağımsız, yapıyla ve yerleşikliğiyle mevcut bir sorun.

Şehir yapılanması, ulaşım hatlarının konfügrasyonu gibi konular homojen-heterojen yapıyı homojenleştirebilecek düzenlemelerdir. Bu açıdan sorun sadece siyasi değil, sosyo-ekonomik boyutu olan bir sorundur da.

Vatan paydaşlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Son Not: Toplum mühendisliği dediğimiz şey yaklaşık olarak aşağıdaki gibi bir şey galiba.

Grupları Sınıflandırma