Design Thinking’e Geçiş

Tasarım odaklı düşünmek, hangi isim altında yaparsak yapalım, istek ve katılımımızı arttıran bir eylem. Felsefi sorunsallara kolayca değinebiliriz ama sade ve bir bakışta anlaşılması gereken şey; “anlaşılmak”

Bireysel düşünce yürütmede aklın yanılabileceği yerler için başkalarına sorarız. Onların aklının takılacağı yerde de mantık yürütme ilkeleri koyarız. Bunların hepsi daha kapsayıcı bir anlayış ortaya koymak için.

Design Thinking de tasarım odaklı düşünmenin sistematize olmuş son trendlerden biri. Design Thinking Turkey grubunun ilk buluşmasında Sinan Özdemir‘in beni ilhamlandıran sunumu buradan paylaşmaktan memnunum.

Bu gönderinin başlığını “Design Thinking’e Giriş” olarak yazmak üzereydim. Ancak pazarlamadan, servis ve ürün tasarımına(2.slayt) olan geçişi gözleyebildiğimiz ve hatta deneyimlediğimiz bir zamanda, konuyu tanıtmak yerine işaret etmek daha mümkün, kolay ve kapsayıcı.

İnsanların şeyleri istemesini sağlamaktan, insanların isteyeceği şeyleri yapmaya olan geçiş

Daha kapsayıcı ve birleştirici düşünebilmek için…

 

 

Reklamlar

Ekran Yönetimi – Ergonomi Yaklaşımı

Oyalanmak için 5 inç telefonla oynayan çocuklar gibiyiz. Hayatımıza giren dijital ekranlar arasında oyunumuzu bitirmeye çalışıyoruz.

Yetişkinleşmeyle aslında çocukluk oyunlarından koptuğumuzu değil şeyleri oyunlaştırdığımızı görebiliriz. Yetişkin beyinlerimiz daha kompleks simüle yetenekleriyle daha karmaşık oyunlara yöneliyor. Gamification of Things yerine Gamification of Life‘ı yaşıyoruz.

Teknolojik aletlerimizin ekranları, onları kullanım amacına göre kullanmadığımızda ergonomik olarak bize yük oluyor. Ayrıca taşınabilir cihazlar trende uyarak büyüyen ekranlarıyla taşınabilirliklerini terk ediyor.

Bu yazıda teknolojik aygıt kullanırken ekran yönetimi yapmanın gerektiğinden ve ekranların tasarımsal mükemmellikten yoksun olduklarını okuyacaksınız.

Tüketici, economicus veya ne istediğini bilen kişi değildir. (Bakınız; davranışsal ekonomi) Bu sebeple ekranı(screen) olan bir şey alırken cihazın işlevselliğini ön planda tutamayabiliyoruz.

Ekran yönetimi, alacağımız cihazları ne amaçla kullanacağımıza bağlı. Öncelikle cihazları kullanım amacına göre kullanmalıyız. (Üretim amacı ile kullanım amacı size göre uyuşmuyorsa kendi amaçlarınızı ve beklentilerinizi belirleyebilirsiniz. Yani amaçları hackleyebilirsiniz.) Sonra kullanımınızı en ergonomik hale getirmelisiniz.

Bir case(vaka) olarak, ekranı olan tablodaki cihazlara sahip olduğunuzu var sayın.

Cihaz Kullanım Amacı
Kindle kitap okumak
iPhone mobil kullanım
iPad etkileşimli kullanım
Laptop ev içinde taşınabilir kullanım
Ultrabook taşınabilir kullanım
Masaüstü bilgisayar ergonomik ve sabit(taşımak için olmayan) çalışma bilgisayarı
Televizyon seyirlik görüntü
  • Kindle:
    • Kindle kullanırken ayaktaysan Kindle’ı tutmakla ilgili statik yorgunluğun olacak. Bunu azaltmak için 10 dakikada bir Kindle’ı tuttuğun elini değiştir. Otobüsteysen, düşey demirlere tutun veya yaslan.
  • iPhone:
    • iPhone’a baktığın süreyi azaltman lazım. Bunun için arkada açık olan uygulamaları kapatma ki uygulamalar tekrar açılırken daha hızlı açılsın.
      Android’in arka plandaki uygulamalara yönelik performansı iOS’la aynı mıdır bilmiyorum.
    • Uygulamaları klasörlere koy hatta uygulamalar tek bir ekranda olsun. Ekranlar arasında geçiş yapmak gibi zaman kaybettirici bir şeye izin verme.
    • Pocket(veya InstaPaper gibi uygulamalar) uygulamasından bir yazı okumuyorsan, ekrana 30 saniyeden fazla bakma.
    • Saate bakmak için telefon kullanma.
  • iPad:
    • iPad kullanırken Smart Cover kullan. Hatta Smart Cover’a o kadar para vermeye gerek yok. Daha ucuz ve daha işlevsel tutucu kılıflar da var. Ama esas olan şey iPad’in göz hizasında olmasıdır.
      laptop: Hantallaşmış ve kalın gövdesiyle bilek ağrılarına sebep olan bu bilgisayarı daha az kullan.
  • ultrabook:
    • Lütfen masaüstü kullanım dışında kullan. İncecik gövdesiyle yazı yazmak için ergonomik olsa da ekranı göz hizasında olmadığı için tam ergonomik değil.
  • masaüstü bilgisayar:
    • Taşınabilen cihazlarınla senkronize olsun ve evdeyken, ofisteyken masaüstü bilgisayar kullan.
  • televizyon:
    • Monitor olarak kullanma. Belki dashboard olarak kullanabilirsin.

Cihazların amacına uygun olmayan isteklerimiz de oluyor. Mesela, film izlemek için ya da oyun oynamak için daha büyük ekranlı bir telefon istemek gibi. Amacına aykırı olduğu için bu kullanım sürdürülemez. Çünkü telefonun doğru(ergonomik) kullanımı için ekran göz hizasında olmalıdır. Bir şey okurken veya bir şey izlerken ekranın göz hizasında olmaması gibi bir lüks yok.

Telefon kullanımını ergonomikleştirmek için telefon tutucu kullanabilirsiniz. Direksiyona, cama, masaya ve her yere tutunabilecek tutucular var.

Ergonomik Masaüstü Bilgisayar Kullanımı (Göz-Monitör ve Dirsek-Klavye hizasına dikkat edin)
Ergonomik Masaüstü Bilgisayar Kullanımı
(Göz-Monitör ve Dirsek-Klavye hizasına dikkat edin)

Laptop kullanmak da aynı şekilde rahatsız edicidir. Çünkü klavyenin dirsek hizasında olması ve aynı zamanda ekranın göz hizasında olması gerekir. Bu yüzden laptop kullanırken bakılabilecek en ergonomik alanlar laptop ekranının üst kısımlarıdır. Alt kısımlara bakarken baş hareketleri azaltılmalı, göz hareketleri tercih edilmelidir. Alt menü çubuğunu sağ veya sol kenarlara almak iyi bir tercih olabilir. Spotlight Araması kullanmak ve uygulamalar arası geçişte klavye kısayolu kullanmak alt kısımlara daha az bakmayı gerektirecektir.

Ergonomik Laptop Kullanımı (Göz hizasını ayarlamak için tutucu gerekiyor)
Ergonomik Laptop Kullanımı
(Göz hizasını ayarlamak için tutucu gerekiyor)

Tablet cihazlar da hangi amaç için aldığınıza pek de bağlı olmaksızın destekleyici bir kılıf, tutucu, stand ile daha iyi kullanılıyorlar. Tek elle telefon tutmak zorlaşırken, tabletleri(özellikle 6 inçten büyük olanlar) iki elle tutmak bile yorucu olabiliyor.

Boyun eğilme açısı arttıkça boyna ilave yük biner.
Boyun eğilme açısı arttıkça boyna ilave yük biner.

Telefon kullanırken boynu eğerek bakmak(yukarıdaki görsel) yaygınlaştı. Ekranı göz hizasında tutmak istediğinizde uzun süreli kullanım için yorucudur. Çünkü telefonu sabit tutmak dirsek-omuz arasındaki kaslarda statik yorgunluğa sebep olur. Statik yorgunluk, dinamik yorgunluğa göre daha hızlı gerçekleşir.

Endurance
Uygulanan kuvvette ani bir düşüş(yorgunluk) gözleniyor.

Telefon teknik servisinde çalışan biriyle konuştuğumda, benden bir telefonun en çok hangi kısmının hasar aldığını tahmin etmemi istedi. Ben de “batarya bozuluyordur” dedim. Ama teknik serviste bir telefonun ekranı, en fazla değiştirilen parçaymış. Büyüyen ekranları tek elle tutmanın zorlaşması ve telefonla geçirilen vaktin artması, ekranın hasar almasına en büyük sebep.

Tek Elle iPhone Kullanmak
Apple bir zamanlar elinizin her yere erişebileceği telefonlar yapmayı önemsiyordu. Görünüşe göre Apple bu akımdan kaçamamış.

Büyüyen ekranları verimli kullanmak için ekranları nasıl tuttuğumuzla ilgili UXmatters‘da çok güzel bir makale var.

Makaleye göre(mutlaka bir göz atın) cradling kullanımı iki elle yapıldığında bilek için en uygun kullanım oluyor.

Cradling Phone Two Hand
Cradling (Görsel UXmatters’dan alınmıştır.)

Kindle Güncellemesi isimli yazımda cihazın ışığını açmanın artık daha kolay olduğunu göstermiştim. Cradlinge benzer şekilde ekranı daha verimli kullanmak daha iyi UX tasarımlarıyla mümkün. Ama UX ne kadar gelişkin olursa olsun, kullanımımızın en başında amaçlarımıza karar vermeliyiz. Daha rasyonel kararlar alırsak, daha uygun ve verimli çalışır, daha az yoruluruz.

Kindle Güncellemesi(5.7.2) ve Kullanıcı Deneyimi

Dün yüklediğim Kindle Paperwhite 2 güncellemesiyle(Amazon’un AWS sunucularında garip bir yavaşlık vardı) cihazım 5.7.2 sürümüne geçmiş oldu.
Arayüzdeki değişiklikler, ana ekrandan başlıyor ve yeni bir fontun(OpenDyslexic) da eklenişiyle beraber tüm görsel kısımlarda deneyimimizi etkiliyor.
Kindle Ana Ekranı
Güncellemeyle Birlikte Gelen Ana Ekran
Ana ekranın sağ üst kısmı olan Reading List de güzel özellik olmuş. Bir nevi kitap okuma To-Do uygulaması da denebilir. Good Reads’te to-read diyerek okumak istediğimizi belirttiğimiz kitapları, Amazon’dan “satın almadan önce bana bir sample gönder” dediğimiz örnekleri ve Amazon’da istediğimizi belirttiğimiz(wish list) kitaplar görünüyor. Olmasını istediğim şey Pocket veya InstaRead gibi okuma uygulamalarının da bu ekranda yer alması. En azından kullanıcı deneyimi açısından.
Okuma Listesi(Read List)
Recommended for You kısmı ana ekranda standart olarak yer alıyor. Bu kısmı görmek istemiyorum dediğinizde ana ekrandan tamamen vazgeçmeniz gerekiyor. Anlaşılan Amazon kitap önerme sistemini(ki daha iyisi yok desek yeridir) tam olarak kullandırmak istiyor ki Palantir gibi veri odaklı şirketlerin en değerli şirketleri oluşturmaya başladığı zamanımızda öneri odaklı yaklaşım vazgeçilmez olacak ve bu örnekteki gibi UI’a etki edecek.
Yeni Home Screen görünümünü beğenmezseniz kapatabilmek de mümkün. Settings -> Device Options -> Personalize your Kindle -> Advanced Options yolunu izleyip Home Screen View kısmını Off yaparak kapatılabilir.
Experimental Browser hala sayfa kaydırma işlemlerinde yavaş. Harici linklere giderken yine çökebiliyor. Bu güncellemede bunu çözmelerini beklerdim. Demek ki Kindle’daki web tarayıcısını geliştirme gibi bir öncelik yok. Hatta köreleceği de apaçık. Sanıldığının aksine ücretsiz internet limitsiz değil ve tarayıcı üzerinden sadece Amazon ve Wikipedia’ya girilebiliyorBir sonraki jenerasyonda web tarayıcı bile koymayabilirler.
Tarayıcı Umulmadık(?) Bir Şekilde Kapandığında
İlginç bir şekilde Kindle, tarayıcı çökünce uygulama “kapandı” yerine “başlatılamadı” diye bir uyarı veriyor. Çöktüğünü kabul mu edemiyorlar?
Menülerde kullanılan yeni sans-serif font eskiden yine sans-serif(?) olan fonta göre daha farklı duruyor. Bunun sebebi eski arayüzdeki siyah bar(çubuk)ın kaldırılarak daha light bir arayüze geçilmiş olması.
Eskiden font boyutlarının arttırılacağı kısım ekranın üstündeyken şimdi alt kısıma gelmiş. Böylece üst tarafa sekmeli bir yapı getirerek yerden kazanmışlar. Zaten font büyütme işlemi pinch-to-zoom ve out hareketleriyle(parmakları yaklaştırma ve uzaklaştırma) de yapılabiliyordu ki daha pratiktir.
Parmaklarımızın(ve bileğimizin) Deneyimi

Ekran parlaklığını açmak Kindle’ımı akşam karanlığında kullanırken yaptığım ilk iş. Parlakılığı açmak için üstteki butona basıp açılan menünün en alt kısmından swype(sürükleme) hareketi yapmak ve sonra menünün alt kısmına(ekranın boş kısmına) basarak(mavi nokta ve oklar) kitaba geri dönmek için elimle yaptığım hareket(kırmızı çizgi) yeni tasarımda çok daha kolay. Böylece yeni Kindle arayüzündeki bu değişikliğin deneyimimle alakalı iyileştirmeler yaptığını söyleyebilirim. Sonuç UI, UX’e göre tasarlanmalı.

Tasarımda Farklılıklar ve Trendler

Bu yazımda tasarım için cihazların farklılıklarını azaltmanın yollarından birini ve bulut bilişimle birlikte responsive tasarımın buna izin verdiğini anlattım.

Bulut bilişimin ülkemizde gündem teşkil ettiği zamanlarda, bulutun neden parladığını anlatmaya çalışan, tartışan analizcilerimiz(!) vardı.
Hemen işe koyulanlar da oldu. “Akıllı Depo” uygulamaları tanıtıldı; verilen komik depolama alanlarıyla. Google Drive’ın verdiği alanı kullanan, Yandex’in hediye ettiği 250 gb(gigabayt diye okunur) ile sevinen ve Dropbox ile üreten biri olarak buluta sadece depolama olarak yaklaşanların verdikleri rakamları bile merak etmiyorum. Acaba Turkcell’in veya başka küçük girişimlerin depolama çözümlerini bireysel olarak kullananlar var mıdır?

Aslında Akıllı Depo’yla “bakın, biz ne kadar Bulut’a uygun, Bulutsal bir şirketiz” mesajı verilmiş oluyordu. Sonuçta yeniliklere adapte olmak lazım, değil mi?

Yeni trendleri daha ne kadar indirgeyerek ve başarısız örneklerinizle o trendi savunduğunuzu, hatta öncüsü olduğunuzu(!) söyleyeceksiniz ey devasa hiyerarşik firmalar?

Diğer yanda ise yıllardır süregelen bulut uygulamaları vardı. WhatsApp Web, Evernote Web, Google Dokümanlar, Draw.io, IFTTT gibi. Fazlası da var tabii ki.

Bulut’un beni kendine aşık eden özelliği, bulut uygulamaları için güncelleme yapmanız gerekmemesiydi. Çünkü yazılımcılar sunucudaki asıl yazılımı güncellediği için sizin bir şey yüklemenize gerek kalmıyor. Kullanıcı olarak hepimizin kullandığı uygulama en güncel versiyon oluyor. Açıklardan etkilenmeniz daha az -ihtimalle- ve uygulama yayıncısı sebebiyle oluyor, (parolanızı sızdırmazsanız).
Bundan sonra üreticiyi/programcıyı daha kolay yargılayabileceğiz çünkü “ben uygulamanın güncelini tasarladım, kullanıcı güncellemediği için oldu, kullanıcı hatası…” diyemeyecek. Donanım ayağında da kendini güncelleyen donanımlar yapabilirsek garanti servisleri artık “kullanıcı hatası” diyerek bizi savuşturamayacak!
Güzel bir gelecek ve fütürizm vizyonu ortaya koyabiliriz; hepsi bulut sayesinde.

Bulut’u doğru okuyamayan ne yapar; buluta gelir modeli olarak bakar. Artık tek seferde yazılım satmak yerine, aboneliğe bağlar(kulağa “haraca bağlar” deniyormuş gibi geldi) kullanıcıyı. Ama apayrı ve kullanıcı deneyimini önce çıkarma aracı olarak da anlaşılabilir bulut.

Progressive Uygulamalar

Bulut uygulamaları hızla artıyor. Uygulamalar artık bir tarayıcı sayfasından ötesi olmaya başladı. Native veya sıfırdan bir uygulama yazmak yerine progressive uygulamalar tercih edilmeye başlandı. Bir web sitesine girip “Anasayfaya ekle” diyerek bir mobil uygulama haline getirebiliyoruz o web sitesini. Flipkart blogunda bunu nasıl yaptıklarına olanak veren gelişmeleri paylaşmış geliştiriciler.

“Ana Ekrana Ekle”yerek Uygulama Yüklemek

Responsive(?) bir tasarımı olan, offline(çevrimdışı) çalışabilen ve cihazın ekranına eklenebilen(aslında kısayol) bir web sayfasına progressive uygulama denir. Ve progressive uygulama, tarayıcının tam ekran(full screen) modunda açılır.

Kullanıcının, yüklemek için uygulama mağazasına gitmesine ve aramasına gerek kalmayan progressive uygulamalar daha az yer kaplıyor. Ama henüz sadece Android için Chrome ve Opera’da. iOS şu an native uygulamaları destekliyor.

Sayıları gittikçe artan web2app uygulama, çatı ve tekniklere bakarak, mobil uygulama girişimciliğinin ivmeleneceğini ve fikirden uygulamaya giden yolun kısalacağını söyleyebiliriz.

tjvantolldotcom
Tj VanToll’un web sitesinin progressive örneği

Ama unutmamak gerekir ki progressive uygulamaların yapamadıklarını, native uygulamalar kolaylıkla yapabilir. Çünkü bellek ve batarya açısından daha verimlidirler. Native uygulamalar arasında yazıldığı dile göre ciddi farklar varken, progressive uygulamaların native uygulamaları alaşağı edeceğini söylemek de gerçekçi olmayacaktır.

Cihaz farklılıklarını unutmak, her koşulda deneyim yaratımını mükemmelleştirmek üzere…