Kişisel Verimlilik Rehberi

Tricina Elliker’in The Ultimate Guide to Personal Productivity Methods yazısında 13 tane verimlilik metodundan bahsedilmiş. Kanban, zamankutusu, pomodoro, zinciri kırma, yapılacaklar listesi yöntemleri uygulamış, biyolojik zaman yöntemini kısmen denemiştim. 13 metodu da denemeye çalışıp, sonuçları gördükçe yazacağım.

Aşağıdaki tabloyu Elliker’in yazısından derledim. Türkçeleştirme yönünde bir tavrım yok. Blog dilimin Türkçe olması sebebiyle çevirmeye çalıştım. Hoş olmayan çevirileri nasıl düzelteceğimi bildirirseniz hoş olur. Eisenhower matrisini yazarken içime sinen bir karşılık bulamadım. O yüzden İngilizce kaldı.

Siz de “Kim İçin” sütunundan faydalanarak kendinize uygun yöntemleri görüp, deneyebilirsiniz.

Metod Tip Zaman Kim İçin
Kişisel Kanban Görsel, somut düşük Fazla projeye başlayıp azını bitirebilenler
Eating Live Frogs soyut düşük Ertelemeyle mücadele edenler
Must, Should, Want soyut, görsel orta Çok sayıda işi önceliklendirmesi gerekenler
SMART soyut orta Büyük bir projenin ön aşamalarında olanlar
Aksiyon soyut orta Yaratıcı fikirleri aksiyon alınabilir yapılacaklar listesine dönüştürme ihtiyacı duyanlar
Zamankutusu görsel, soyut düşük Gün içinde küçük işleri olanlar ve birden çok önemli işi olanlar
Biyolojik Zaman soyut, görsel yüksek Veriyi ve deneyi seven ve maksimum verimlilik için günlerini optimize etmek isteyenler
İşleri Bitirmişlik soyut, görsel, somut orta Sorumlu olduğu işler başından aşkın ve bunları organize etmek isteyenler
Pomodoro soyut düşük Yeterince zamanı olmayan ve ilgi dağınıklığı eğilimi olanlar
Zinciri Kırma görsel düşük yeni günlik rutin/alışkanlık kazanmak isteyenler
Eisenhower Matrisi görsel orta Like graphs, have trouble seeing things in black-and-white, and would rather prioritize.
Çevik Sonuçlar soyut orta Hedef odaklı, kompleks projeler çalışıp, zaman çizelgesi tutması gerekenler
Yapılacaklar, Yapılmayacaklar Listesi soyut orta Geçmiş hataları yapmaktan korkanlar veya verimliliği kötü etkileyen alışkanlıkları olanlar

Zinciri Nasıl Kırdım?

Don’t Break the Chain, “Zinciri Kırma” yaklaşımı günlük veya haftalık hedelerinizi listeleyerek karşılarına, onları yaptığınız zamanlar için X işareti koyduğunuz ve bu X’lerin birleşerek(XXXXX…) bir zinciri oluşturduğu bir yöntem.

Bir aydan uzun süredir güzel kazanımlar edindiğim “Zinciri Kırma” uygulamasında başarısız olmaya başlamıştım. Bugün fark ettim ki bu başarısızlığım geçen hafta olan yoğunluğum sebebiyle değildi. Geçen haftaki yoğunluğum sadece bunun açığa çıkmasını sağladı.

Bence başarısızlığımın ilk nedeni günlük hedefler arasında yeterince farklılık sağlayamamaktı. Bazı öğeler orada sadece işaretlenmiş olmak için bulunuyordu.
Hedefler açık ve net olmalıdır. “X yerine Y yaptım, Y’yi yaptığım için X’i yapıldı olarak işaretleyebilirim.” dememek için basit ve emir kipinde ifadeler kullanılmalı. İfadeler emir kipinde olunca ödül/ceza dengesinde ceza daha göze çarpan ve ödül göze çarpan olmaya başlıyor. Bu noktada Taylor Singletary‘nin Writing Great Documentation yazısı dikkat etmemiz gereken noktaları özetliyor. “Zinciri Kırma” yaklaşımının self-documentation tarafını unutmayalım.

Ara Not: Self-documentationa karşılık olarak ne bulabiliriz? Öz-Belgeleme? Öz-Kılavuz?

İkinci sebep gerçekçi olamamak. Ögelerimden birisi günde 1 kelime öğrenmekti. Teorik olarak basit ama uygulama olarak zor bir madde bu. Öncelikli gereksinim kelime akışının olmasıdır. Yani her gün bir kelime hedefi için her gün bir kelime bulmanız ya da böyle bir hizmet almanız gerekir. Bu noktada hedefi büyüttüm ve bir kelimeden bir cümleye geçiş yaptım. Cümle çalışmaları yapmak kelime çalışması yapmaktan daha efektif, belki de bu sebeple böyle bir genişletme yaptım. Ayrıca doğal dil öğrenme sürecine çok yakın oluşu da önemli; ana dilimizi taklit ederek öğreniyoruz, yabancı dili de böyle öğrenebiliriz.
İşin arkaplanında GoodReads’ten günün sözü RSS’sini IFTTT üzerinden Evernote ile eşledim.

Devam eden bu sürecin gerçekçi olmamasının sebebi günümü planlayamamamdı. Belki de gün planım değişince yeterli esnekliği sağlayamamıştım. Planlarım esnek değilken, her gün yapılması için esneklik gerektiren bu ögeyi yapabileceğimi düşünmek gerçekçi olmadığımı gösteriyor.

Son olarak söylemem gerek şey, bu tekniğin performans göstergelerinin(KPI) ne kadar başarılı olduğu değil ne kadar davranışa veya rutine dönüştüğüdür. Eğer benim gibi planlama krizleriyle karşılaşırsanız bunu bunalım kavramıyla/teorisiyle açıklamayı deneyebilirsiniz ya da en başta bazı tanımları yanlış yaptığınızı fark edip itiraf edebilirsiniz.

Bu yazının çok iddialı bir yazı olmasını istemem. Ama aynı şey uluslar ve ülkeler için de geçerli. Kriz durumlarını bunalımla açıklamak mümkün. Hatta bunu geniş bir siyasi saha için başarıyla tanımlayanları görebiliyoruz.
Önerdiğim alternatif kavram herhangi bir nesneye veya fikre nihailik adamıyor. Her şey amaca yöneliktir. Öyleyse bir şey yapılırken her zaman o şeyin “ne için?” olduğunu sormalıyız. Eğer o şeyin iç göstergeleriyle devam edersek, o şeyin içinde bulundukça miyop kalacağız. Levitt’in Marketing Myopia yaklaşımı, “that businesses will do better in the end if they concentrate on meeting customers’ needs rather than on selling products” önermesini vurgularken bahsettiği şey de esas olanı, odağı, nisbeti kaybetmemekti.

O halde bir şeyi davranışa dönüştürme amacını taşıyan bir yöntemin ne kadar başarılı olduğu sayısal(niceliksel) ölçümlemeyle gösterilemez. Ancak niteliksel veya derecelendirilmiş niteliksel(bulanık mantık) olarak ve davranışa dönüşme bakımından incelenebilir.

IFTTT ile Mailde Gelen Dosyayı Buluta Aktarmak

Ders notları paylaşmak için bir mail grubu oluşturmuş ve gelen ders notlarını re-mail(e-posta yönlendirmesi) ediyordum. Gün geçtikçe mail grubuna giren yeni kişilere eski notları göndermek zorlaşıyordu. Bana gelen maili re-mail etmeyi unuttuğumda, nota ulaşmak isteyen arkadaşlar beni beklemek zorunda kalıyordu.

Ben de “bunun çözümü IFTTT’de vardır” dedim ve yanılmadım. IFTTT pek çok otomasyon işimi görüyor. Mesela, Pocket’a attığım yazıları Kindle’ıma göndermek ve “yarın yağmur yağacak” maili almak IFTTT ile otomatik olarak edindiğim recipe‘lardan ikisi.

IFTTT’de recipe dediğimiz şey, aslında “Bu olursa ardından şu olsun” demek.

Recipe Screen

Benim örneğimdeki, öğretmenden gelen maildeki ekli dosyayı bulut hizmetine bağlamak için gereken adımlar şöyle;

this’e tıklayıp ne olunca harekete geçeceğini seçmeliyiz.

Mail Hizmetleri

Öncelikle mail hesabııza bir mail gelmeli. Ben gmail’i seçiyorum.2

New e-mail in inbox from diyerek, kimden e-posta gelirse bir aksiyon alması gerektiğini seçiyorum.3

Buraya bize dosyayı gönderen kişinin adresini yazıyorum.4

this kısmı bitti. IFTTT şimdi de aksiyonunun ne olacağını soruyor.5

Mevcut bulut depolama hizmetlerinden istediğinizi seçebilirsiniz.

6

Ben Dropbox’ı seçiyorum.7

Dropbox ne yapacağını soruyor; “add file from url” diyoruz.8

Dosyanın adını geldiği gibi kaydetmek için isim parametreleriyle oynamıyorum. Folder Path kısmına klasörümüzün yolunu yazıyoruz.

9

IFTTT bu tarife(recipe) bir isim vermemizi istiyor. Benim recipe adım; Mesut’tan Gelen Maildeki Ekleri Dropbox’a Atıcı

Siz de, “Instructor’dan Gelen Maildeki Eki Dropbox’a Atıcı” ismini veya kendi istediğiniz ismi koyabilirsiniz.

Bundan sonra size gelen maildeki ek Dropbox’a kaydedilecek.

Peki ne kadar sürer Dropbox’a gelmesi?

Yaptığım deneme recipe’ine uygun şekilde ek’inde dosya olan bir mail attım kendime. Ekteki dosyanın boyutu 122 KB ve maili gönderdikten sonra, dosyanın dropbox’a kaydedilip, bilgisayarımla senkronize olması 1 dakika 7 saniye 70 salise sürdü. 67,70 saniye!

Maili göndermem 5-6 saniye sürdü. Bilgisayarımdaki uygulamanın buluttan dosyayı çekmesi 20-25 saniye sürdü. Öyleyse ekte gelen bir dosyanın bulut hesabımıza gelmesi 42 saniye sürüyor. Ücretsiz bir alternatif için yeterince iyi değil mi? Ya da iyi mi?

10Son aşamada bu dosyaları arkadaşlarımla paylaşmak için klasör paylaşımını açıyorum.

Arkadaşlara bu linki verdikten sonra bir daha re-mail etmeme gerek kalmadı. Ayrıca kimse benim re-mail etmemi beklemeyecek.

Sonra Oku Uygulamaları

Sonra Oku uygulamaları, “daha sonra okuyayım” dediğimiz yazıları bir kenara almamıza yarayan uygulamalar.

Pocket, Instapaper ve Readability; sonra oku uygulamaları arasında başı çekiyor. Ayrıca bazı not uygulamalarının, web sayfalarını clear(okuma dostu) hale getiren eklentileri de mevcut.(Evernote Clearly gibi)

Read-it-Later(Sonra Oku) uygulamasından beklenecek şeyler, yazıyı eksiksiz temizlemesi(web sayfasını kaydetmek yerine sadece yazıyla ilgili kısmı kaydetmesi), kolay senkronizasyon, web tarayıcıları için “Daha Sonra Oku” butonu(eklentisi) olması, etiketlemeye izin vermesi ve belki highlight edebilmek(vurgulama yapmak).

Öyleyse kriterler;

  • Yazıyı temizleyebilme
  • Senkronizasyon
  • Tarayıcı Eklentisi
  • Etiketleme
  • Yeterli sayıda platform desteği
  • Highlight

Uzun süredir Pocket kullanıyorum. Pocket’ta 300’ten fazla makalemi arşive kaydettim ama bunlarla ilgili en büyük sorunum okuduklarımı highlight edememem. Bu sebeple alternatif uygulamalara bakmaya karar verdim.

Pocket, Instapaper, Readability denediğim üç uygulama. Ayrıca Send-to-Kindle gibi Kindle kullananlar için yazıları Kindle cihazına gönderen eklenti ve uygulamalar da var. Evernote’un Clearly’si de denenmesi gereken bir eklenti. Web sayfalarındandan notlar alabilir highlight edebilirsiniz.

Şahsi olarak Evernote Clearly’y Read-it-Later olarak görmüyorum. Çünkü web sayfalarındaki içeriği dönüştürürken, sayfayı bir not haline getiriyor. Yani highlightinght edebiliyoruz ama yanlışlıkla yazının bir kısmını da değiştirmemiz mümkün. Ayrıca Evernote Premium hesabınız yoksa mobil uygulamada tüm notları saklayamadığınız için Evernote’u read-it-later kullanmak için ya online olmanız ya da premium olmanız gerekiyor.

Bu yazıda Kindle’ı olmayan kişilerin, yazıları telefonlarından okuyabileceği üç uygulamaya yer verdim; Pocket, Instapaper, Readability…

Ayrıca bu üç uygulama IFTTT üzerinde var. Yani birbirine de bağlayabilirsiniz bu uygulamaları. Mesela, ben Pocket’a yeni gelen makaleleri Kindle’a göndermek için IFTTT üzerinden, Pocket’i Readability ile bağladım.

Pocket

  • Yazıyı Temizleyebilme: Pocket çoğu web sayfasını temizleyebiliyor.
  • Senkronizasyon: Okuma listeniz offline kullanıma açık. Arşivlenmiş ögeleri görüntülemek için internet bağlantısı gerekiyor.
  • Tarayıcı Eklentisi: Pocket’in tarayıcı eklentileri bulunuyor.
  • Etiketleme: Pocket’ta etiket desteği var.
  • Yeterli sayıda platform desteği: Pocket yeterince platform desteği sağlıyor. Bazı aygıtlar için(Kindle gibi) Pocket uygulaması bulamadığınızda IFTTT üzerinden bağlantı yapabilirsiniz.
  • Highlight: Yok.

Readability

  • Yazıyı Temizleyebilme: Çoğu web sayfasını temizleyebiliyor.
  • Senkronizasyon: Okuma listesi ve arşivlenmiş ögeler offline görüntülenebiliyor.
  • Tarayıcı Eklentisi: Firefox için eklenti yok.
  • Etiketleme: Yok(iOS uygulaması üzerinden değerlendirilmiştir.)
  • Yeterli sayıda platform desteği: Var. IFTTT bağlantıları da yapılabilir.
  • Highlight: Yok.
  • Artı Puan: Readability üzerinden okuma listesi ögelerinizi Kindle cihazınıza gönderebilirsiniz.

Instapaper

  • Yazıyı Temizleyebilme: Instapaper, Pocket ve Readability’e göre bu konuda üstün sayılabilir. İnternetteki neredeyse tüm sayfaları temizleyebiliyor. Hatta Linkedin’deki Pulse sayfalarını/postlarını bile temizleyebiliyor. Linkedin Pocket’te ve Readability’de bana sorun çıkarırken, Instapaper farklı algoritmasından dolayı bu meseleyi çözdü.
    Not: Instapaper bunu yaparken sosyal medya paylaşım butonları gibi yazıyla ilgili olmayan ögeleri de aktarabiliyor. Yani tamamen temizlenmiş bir sayfa mevcut algoritmalarla mümkün değil. Geçerli algoritmalar tanıma ve temizlik ekseni arasında bir ödünleşim gerçekleştiriyor.
  • Senkronizasyon: Okuma listesi ve arşivlenmiş ögeler offline görüntülenebiliyor.
  • Tarayıcı Eklentisi: Tarayıcı imzalı bir eklenti yapmamışlar(en azından Firefox için) bunun yerine yer imi çubuğuna eklenebilecek “sayfayı kaydet” butonu bulunuyor. Yer imi çubuğu kullanmayanlar için olumsuz bir özellik.
  • Etiketleme: Yok(iOS uygulaması üzerinden değerlendirilmiştir.)
  • Yeterli sayıda platform desteği: Var. IFTTT’de mevcut.
  • Highlight: Sadece 5 tanecik! Sınırsız için premium almalısınız. Ya da aşağıdaki yöntemi kullanabilirsiniz.
  • Artı puan: Instapaper’n uygulama menüsü Türkçe.
  • Artı Puan: Makaleleri indirebiliyorsunuz.

Instapaper Artıları topladığı için arayüzünden özellikle bahsetmek istiyorum.
Okuma listesi diğer uygulamalardaki gibi.

instapaper list
Türkçe menü(diğer uygulamalar İngilizce menüyle geliyor.)

Instapaper Menu
Pocket’ten farklı olarak yazılar ve görseller ekrana tamamen yaslanmış değil aralıklı(spacing) duruyor. Ayrıca Instapaper, karanlık modu gece kullandığınızı varsayıp görselleri karartıyor. Gözünüzün yorulmaması için düşünülmüş bu.

Tam parlaklıkta görmek için görselin üzerine dokunabilirsiniz.
instavspocket

Uygulamaya geçiş yaptığınızda ekran sepya rengine bürünüyor. Özellikle tasarlanmış gibi durmuyor çünkü ekranı hangi seçenekte(beyaz, sepya, gri, siyah) bırakırsanız bırakın, uygulamayı tekrar açtığınızda her seferinde ekran sepya seçeneğinde geliyor. Bug olsa gerek.
hata

Instapaper’n en kötü yanı sadece 5 nota izin vermesi. Evernote kullanırken sıkça kullandığım bir özelliğin yardımıyla bu 5 not olayını bir şekilde aşabiliriz. Bu özellik karakter tanıma özelliği.
Instapaper seçtiğiniz yazı parçasını .jpeg dosyası şeklinde dışarı aktarabiliyor. Bunu sayısız defa yapabilirsiniz.
Bu jpeg dosyası şöyle gözüküyor;
kısaquote

En fazla ne kadar yazıyı bu yolla aktarabiliriz diye baktım ve en fazla aktarabileceğimiz miktar aşağıdaki görselde;

maxquote

Daha fazla yazı yazınca üç nokta ile gösteriyor. Bu şekilde maksimum boyut 2048×2986 oluyor.
Ancak OCR kullanarak bir yere kadar gidebiliriz çünkü bu şekilde çalışmak pek kolay değil. Daha fazlası için premium…

Freemium hizmet verenlerin en büyük gelir kaynağı premium üyelikler. Bir kullanıcının premium üyeliğe yönelmesi diğer birkaç üyeye free hizmet verilmesini sağlıyor.

İlginç bir şekilde uygulama Türkçe’yken, web sayfası İngilizce. Ama herhangi bir dilsel sorun yok.

Kindle ile senkronizasyon yapmak da mümkün bunun için Kindle’a belge gönderim adreslerimizi ayarlamamız gerekiyor.

Setup your Kindle
Setup your Kindle
Mail listesi
Mail listesi

Setup your Kindle(Setup your Kindle başlıklı görsel) sekmesi altında verilen @instapaper.com uzantılı mail adresini 1.maddedeki adres olan Amazon’un listesine ekliyoruz.(Mail listesi başlıklı görsel)

Settings sekmesine tıklıyoruz.
3
Add a new approved e-mail dress’e tıklıyoruz.
4Açılan kutuya @instapaper.com uzantılı mail adresini giriyoruz. Add adress butonuna basınca işimiz bu tarafta bitmiş oluyor. Aşağıdaki görseldeki gibi approved mail adresses listesinde @instapaper.com uzantılı mail adresinin de olması gerekiyor.
5

Setup your Kindle aşamasındaki ekrana geri dönüp kendi Kindle adresimizi yazıyoruz.
6Kindle ile senkronizasyon imkanı olduğu gibi diğer formatlarda da çıktı alabiliyoruz.(Formatlar başlıklı görsel) Epub, Mobi, Yazıcı Dostu Sayfa, Rss çıktısı gibi.
Download
Menü’den download’a tıklıyoruz.
formats
Açılan menüden formatımızı seçiyoruz.

Dökümanlarınızı basmak istiyorsanız buna da imkan tanımışlar ve eklemişler;

Kullandığınız kağıtları geri dönüştürün lütfen!

Print options

Ekran Yönetimi – Ergonomi Yaklaşımı

Oyalanmak için 5 inç telefonla oynayan çocuklar gibiyiz. Hayatımıza giren dijital ekranlar arasında oyunumuzu bitirmeye çalışıyoruz.

Yetişkinleşmeyle aslında çocukluk oyunlarından koptuğumuzu değil şeyleri oyunlaştırdığımızı görebiliriz. Yetişkin beyinlerimiz daha kompleks simüle yetenekleriyle daha karmaşık oyunlara yöneliyor. Gamification of Things yerine Gamification of Life‘ı yaşıyoruz.

Teknolojik aletlerimizin ekranları, onları kullanım amacına göre kullanmadığımızda ergonomik olarak bize yük oluyor. Ayrıca taşınabilir cihazlar trende uyarak büyüyen ekranlarıyla taşınabilirliklerini terk ediyor.

Bu yazıda teknolojik aygıt kullanırken ekran yönetimi yapmanın gerektiğinden ve ekranların tasarımsal mükemmellikten yoksun olduklarını okuyacaksınız.

Tüketici, economicus veya ne istediğini bilen kişi değildir. (Bakınız; davranışsal ekonomi) Bu sebeple ekranı(screen) olan bir şey alırken cihazın işlevselliğini ön planda tutamayabiliyoruz.

Ekran yönetimi, alacağımız cihazları ne amaçla kullanacağımıza bağlı. Öncelikle cihazları kullanım amacına göre kullanmalıyız. (Üretim amacı ile kullanım amacı size göre uyuşmuyorsa kendi amaçlarınızı ve beklentilerinizi belirleyebilirsiniz. Yani amaçları hackleyebilirsiniz.) Sonra kullanımınızı en ergonomik hale getirmelisiniz.

Bir case(vaka) olarak, ekranı olan tablodaki cihazlara sahip olduğunuzu var sayın.

Cihaz Kullanım Amacı
Kindle kitap okumak
iPhone mobil kullanım
iPad etkileşimli kullanım
Laptop ev içinde taşınabilir kullanım
Ultrabook taşınabilir kullanım
Masaüstü bilgisayar ergonomik ve sabit(taşımak için olmayan) çalışma bilgisayarı
Televizyon seyirlik görüntü
  • Kindle:
    • Kindle kullanırken ayaktaysan Kindle’ı tutmakla ilgili statik yorgunluğun olacak. Bunu azaltmak için 10 dakikada bir Kindle’ı tuttuğun elini değiştir. Otobüsteysen, düşey demirlere tutun veya yaslan.
  • iPhone:
    • iPhone’a baktığın süreyi azaltman lazım. Bunun için arkada açık olan uygulamaları kapatma ki uygulamalar tekrar açılırken daha hızlı açılsın.
      Android’in arka plandaki uygulamalara yönelik performansı iOS’la aynı mıdır bilmiyorum.
    • Uygulamaları klasörlere koy hatta uygulamalar tek bir ekranda olsun. Ekranlar arasında geçiş yapmak gibi zaman kaybettirici bir şeye izin verme.
    • Pocket(veya InstaPaper gibi uygulamalar) uygulamasından bir yazı okumuyorsan, ekrana 30 saniyeden fazla bakma.
    • Saate bakmak için telefon kullanma.
  • iPad:
    • iPad kullanırken Smart Cover kullan. Hatta Smart Cover’a o kadar para vermeye gerek yok. Daha ucuz ve daha işlevsel tutucu kılıflar da var. Ama esas olan şey iPad’in göz hizasında olmasıdır.
      laptop: Hantallaşmış ve kalın gövdesiyle bilek ağrılarına sebep olan bu bilgisayarı daha az kullan.
  • ultrabook:
    • Lütfen masaüstü kullanım dışında kullan. İncecik gövdesiyle yazı yazmak için ergonomik olsa da ekranı göz hizasında olmadığı için tam ergonomik değil.
  • masaüstü bilgisayar:
    • Taşınabilen cihazlarınla senkronize olsun ve evdeyken, ofisteyken masaüstü bilgisayar kullan.
  • televizyon:
    • Monitor olarak kullanma. Belki dashboard olarak kullanabilirsin.

Cihazların amacına uygun olmayan isteklerimiz de oluyor. Mesela, film izlemek için ya da oyun oynamak için daha büyük ekranlı bir telefon istemek gibi. Amacına aykırı olduğu için bu kullanım sürdürülemez. Çünkü telefonun doğru(ergonomik) kullanımı için ekran göz hizasında olmalıdır. Bir şey okurken veya bir şey izlerken ekranın göz hizasında olmaması gibi bir lüks yok.

Telefon kullanımını ergonomikleştirmek için telefon tutucu kullanabilirsiniz. Direksiyona, cama, masaya ve her yere tutunabilecek tutucular var.

Ergonomik Masaüstü Bilgisayar Kullanımı (Göz-Monitör ve Dirsek-Klavye hizasına dikkat edin)
Ergonomik Masaüstü Bilgisayar Kullanımı
(Göz-Monitör ve Dirsek-Klavye hizasına dikkat edin)

Laptop kullanmak da aynı şekilde rahatsız edicidir. Çünkü klavyenin dirsek hizasında olması ve aynı zamanda ekranın göz hizasında olması gerekir. Bu yüzden laptop kullanırken bakılabilecek en ergonomik alanlar laptop ekranının üst kısımlarıdır. Alt kısımlara bakarken baş hareketleri azaltılmalı, göz hareketleri tercih edilmelidir. Alt menü çubuğunu sağ veya sol kenarlara almak iyi bir tercih olabilir. Spotlight Araması kullanmak ve uygulamalar arası geçişte klavye kısayolu kullanmak alt kısımlara daha az bakmayı gerektirecektir.

Ergonomik Laptop Kullanımı (Göz hizasını ayarlamak için tutucu gerekiyor)
Ergonomik Laptop Kullanımı
(Göz hizasını ayarlamak için tutucu gerekiyor)

Tablet cihazlar da hangi amaç için aldığınıza pek de bağlı olmaksızın destekleyici bir kılıf, tutucu, stand ile daha iyi kullanılıyorlar. Tek elle telefon tutmak zorlaşırken, tabletleri(özellikle 6 inçten büyük olanlar) iki elle tutmak bile yorucu olabiliyor.

Boyun eğilme açısı arttıkça boyna ilave yük biner.
Boyun eğilme açısı arttıkça boyna ilave yük biner.

Telefon kullanırken boynu eğerek bakmak(yukarıdaki görsel) yaygınlaştı. Ekranı göz hizasında tutmak istediğinizde uzun süreli kullanım için yorucudur. Çünkü telefonu sabit tutmak dirsek-omuz arasındaki kaslarda statik yorgunluğa sebep olur. Statik yorgunluk, dinamik yorgunluğa göre daha hızlı gerçekleşir.

Endurance
Uygulanan kuvvette ani bir düşüş(yorgunluk) gözleniyor.

Telefon teknik servisinde çalışan biriyle konuştuğumda, benden bir telefonun en çok hangi kısmının hasar aldığını tahmin etmemi istedi. Ben de “batarya bozuluyordur” dedim. Ama teknik serviste bir telefonun ekranı, en fazla değiştirilen parçaymış. Büyüyen ekranları tek elle tutmanın zorlaşması ve telefonla geçirilen vaktin artması, ekranın hasar almasına en büyük sebep.

Tek Elle iPhone Kullanmak
Apple bir zamanlar elinizin her yere erişebileceği telefonlar yapmayı önemsiyordu. Görünüşe göre Apple bu akımdan kaçamamış.

Büyüyen ekranları verimli kullanmak için ekranları nasıl tuttuğumuzla ilgili UXmatters‘da çok güzel bir makale var.

Makaleye göre(mutlaka bir göz atın) cradling kullanımı iki elle yapıldığında bilek için en uygun kullanım oluyor.

Cradling Phone Two Hand
Cradling (Görsel UXmatters’dan alınmıştır.)

Kindle Güncellemesi isimli yazımda cihazın ışığını açmanın artık daha kolay olduğunu göstermiştim. Cradlinge benzer şekilde ekranı daha verimli kullanmak daha iyi UX tasarımlarıyla mümkün. Ama UX ne kadar gelişkin olursa olsun, kullanımımızın en başında amaçlarımıza karar vermeliyiz. Daha rasyonel kararlar alırsak, daha uygun ve verimli çalışır, daha az yoruluruz.

Yapılacaklar Listesi Uygulaması: Wunderlist

Daha sonra yapmak istediklerimizi unutmamak için not alırız. Alışveriş listeleri, daha sonra okunacak makaleler, bireysel projeler; hepsi için To-Do uygulamalarını kullanabiliriz.
Bir süredir Todoist kullanmaktaydım. Mac Os sistem açılışında online olmak isteyen Todoist beni alternatiflere yöneltti sonuçta her zaman online olmak zor gelen bir şey. Todoist’ten sonra platform çeşitliliği ve ücretsiz olmaları bakımından any.do ve Wunderlist‘i denedim. Bazı uygulamalar masaüstü ve mobil sürüm için ayrı ayrı satılıyorlar.
Wunderlist’de Çevrimdışı Kullanım
Wunderlist’de Çevrimdışı Kullanım
Bu yazıyı öncelikle To-Do uygulaması için uygun kriterleri bulma amacıyla yazdığımı söylemeliyim. Benim kolay bulduğum kısımlar size zor ve anlamsız gelebilir bu yüzden benim nihai kararım benim amacıma uygundur. Siz de yapılacaklar listesi kullanım alışkanlık ve ihtiyacınıza göre seçim yapabilirsiniz.
Platform olarak iOS ve Mac Os destekleyen bir uygulama benim için yeterli ancak web tarayıcıyla erişebilmek de gerekebilir. Zaten çoğu yapılacaklar listesi uygulaması tarayıcı eklentilerine kadar pek çok sürüme sahip. Benim için gerekli olan iOS, Mac Os uygulamalarının çevrimdışı çalışabilmesi(yukarıda) bir gereklilik. Yapılacak listesindeki maddelere notlar ekleyebilmek ve listenin takvimle senkronizasyonu sevdiğim özelliklerden.
Takvim Akışı
Yapılacak maddelerinizi takviminizde de görmek isterseniz Wunderlist’i Takvim’e bağlamak için Ayarlar’dan “Takvim Akışı”na tıklayıp mail uygulamanıza eklemleyebilirsiniz. Takvim uygulamanız Wunderlist API’ından gelen linki uygulamada açıp, yapılacak maddelerini görüntülemeye başlar.
Takvim'de Wunderlist Eklemlenmesi
Kolay bir kullanıma sahip olması gerektiğini söylememe bile gerek yok. Bu noktada any.do’yu beğenmediğimi söylemeliyim. Any.do’nun minimal gözüken, kocaman bir layoutta büyük bir input alanı olan uygulaması, arayüz sayısını arttırdığı için bir bakışta detaylara hakim olmak çok güç. Daha fazla tıklama ve efektlerle geçişi beklemekten kaynaklanan daha fazla süre ayırmak gerekiyor. İşimizi kolaylaştırmasını beklediğim bu uygulama beni oyalamamalı. Güle güle any.do!
Bazıları any.do’yu gerçekten kullanmayı beceremediğimi de düşünebilir. Ama sezgisel arayüzün yokluğu ve işlevselliğe odaklanmamış tasarımı ile benim kullanımımda UX ihmal edilmiş oluyor.
Todoist’te premium özellik olan not ekleme ve etiket ekleme özellikleri için kısaltmalardan yararlanılabileceğini de hatırlatmak isterim. Yani bir ekip olarak yapılacaklar listesi yönetimine ihtiyaç duymadığınız sürece bireysel kullanımda premium özellikleri kullanmanıza gerek bile kalmayabilir. Örneğin aşağıdaki maddede “Fizik” ve “Kitap” etiketine sahip okuma görevini tek satırda belirtebilirsiniz. Veya “Data Insight Raporunu Paraphrase Etmek”(özetlemek) şeklindeki maddeyi DtIn ve Pph kısaltmalarıyla anlatabilirsiniz. Bireysel kullanım için herkesin bilmesi gereken bir şey kullanmanıza gerek yok.
☐Feynmann Lectures #Fizik #Kitap http://www.url.com
DtIn Report Pph
Ben kısaltmalara gelemem, detaylı notlar da ekleyeceğim diyorsanız Wunderlist’in bunu ücretsiz yaptığını söyleyebiliriz. Wunderlist’le gelen çoğu bireysel kullanım özellikleri diğer uygulamalarda premium.
Ücretsiz olup sağladığı özelliklerin çokluğu, kolay senkronizasyon, basit arabirim, sezgisel kullanımı ile Wunderlist’den memnun kaldım. Sizin de tavsiyelerinizi ve düşüncelerinizi bekliyorum.

Zinciri Kırma’dan Bloglamak

Merhaba,
Ben Mesut.
Daha önce bir kaç blog tutmuş ve birkaç co-blogda(iki veya daha fazla kişinin gönderi yayınladığı blogları kastediyorum) yazmıştım. Ama devamlılık sağlayamadım. Şimdi ise “Zinciri Kırma” denen sözden etkilendiğim ve bunu uyguladığım için bu blogumun kalıcı olacağını düşünüyorum.

“Zinciri Kırma” denen şey, her gün, her hafta -gibi periyotlardaki- rutinlerimizin üst üste gelmesiyle bir zincir oluşturmamızla ilgilidir. Rutini bırakırsak zincir paslanır, körelir, kopar, kırılır. Ama rutinlerimize devam edersek, istediğimiz şey büyür, birikir, sağlamlaşır. Mesela çok küçük şeyler düşünün; günde bir kelime öğrenmek, haftada bir film izlemek veya her ay bir sanat galerisini incelemek(online ya da fiziki) gibi. Belirli bir zaman sonra elde ettiklerinizin büyüklüğünü kestirmeniz zor olacaktır.

Üstel Artış
Çıkarsama: Her gün önceki birikiminizin 100’de birini eklerseniz birikiminiz 1 yıl sonunda 37 katına çıkacaktır.

Tabii ki böyle bir zincir pek oluşmaz. 37 katına değil 10 katına çıkar genellikle. Çünkü biz artımın sürekli olacağı yönünde bir anlayışa ve kanıya sahibiz. İnsan türü olarak hepimizin genel bir kanısıdır bu. Örneğin, Moore yasası her iki yılda bir işlem kapasitesinin iki kat artacağını söylemektedir. Bu ifadenin tamamıyla Moore’a ait olup olmadığı sorusu şimdilik ilgilendiğim bir konu değil. Detayları bilmek isterseniz…

“İki kat artış” ifadesiyle Moore yasası bize bir şey söylemez. Çünkü artımı sağlayan şeyin arkasındaki dinamiklerden ve etkenlerden bahsetmez.

Moore yasası gibi Zinciri Kırma höristiği de aslında bir şey söylemez. Ama Zinciri Kırmamayı işlevsel hale getirebiliriz. Mesela “her Cuma günü blogunda bir yazı yaz” gibi bir zincir örneği bazı sebeplerden dolayı işlemez. Benim için yeterince okuyucu bulamamak, her hafta yazamamak, yazdıklarımın anlaşılamaması gibi sebepler, zincirimi kırmıştır.

Zincirlerin sebeplerimize ve bahanelerimize bağlı olmaması gerekir. Bunun için öncelikle zincir olarak atayacağımız eylemlerimizin düşündüğümüz periyot içerisinde yapılacağından emin olmalıyız. Her gün 100 sayfa kitap okumak için vaktiniz olmayabilir. O halde “her gün 100 sayfa okuyacağım” demekle zincirinizi başlamadan kırmış oluyorsunuz. Bu okuma aşkını canlı tutmak adına sayfa miktarıyla değil okuma süesiyle de ilgilenebilirsiniz. “Her gün 25 dakika kitap okuyacağım” daha mümkün(viable) bir zincir başlatacaktır.

Nitelikleri değiştirmek muhtemelen daha güçlü zincirler yapmamızı sağlayacaktır. Yukarıdaki örnekte sayfa saysından süreye geçiş yapmıştım. Eğer belirli bir miktarda sayfa okuma hedefiniz varsa hedefinizi, bunu gerçekleştirmek için gereken süreye göre belirtin. Eğer bu süreyi doğru atayabiliyorsanız, -ki çok zor- başardınız!

Proje yürütücü ve yöneticilerinin en büyük dertlerinden biri süreyi doğru tahmin etmektir. “3 hafta sürer” denilen aşama hep de 1,5 ay sürer ne hikmetse! Aslında hikmetlik bir yanı yok bu işin ya da en azından hikmeti biliyoruz artık; iyimserlik. Süreleri atarken(atamak) kendimize güvenden ya da iyimserlikten dolayı daha kısa bir süre biçiyoruz kendimize.

Doğru süreyi belirlemekle ilgili “İyimserlik Sabiti” yazısını epeyce beğenmiştim.

Kırılmayacak bir zincir için yapacaklarımı öğrenmiş ve belirlemiş bir halde bu bloguma başlıyorum.

Sapasağlam zincirler dileğiyle…